Vefa sanki artık yalnızca İstanbul’da bir semt adı olarak kaldı. Belki Kahramanmaraş’a da bir “Vefa Mahallesi” ya da “Vefa Sitesi” kurmalı, vefayı bilen insanları oraya taşımalıyız.
Sevgili okurlarım…
Eskiler, “Sütü bozuk, vefasız insan” derlerdi. Hatta “Çiğ süt emmiş vefasız” diye de eklerlerdi.
Bugün bakıyoruz; üç kuruşluk ya da milyonluk miras için birbirine düşen kardeşler…
Ayıplı mal satarak zengin olma peşinde koşanlar…
Ekmek yediği yerin çanağına pisleyen vefasızlar…
Dedikodu ve iftirayla üste çıkmaya çalışan zalimler…
Bir esnafın ya da sanayicinin ekonomik olarak batmasına sevinen yüzsüzler…
Ölü soyucular, soysuzlar…
Maalesef bugün etrafımız böyle insanlarla çevrili.
Ne oldu bize de bu kadar soysuzlaştık? Doğrusu bunu kabullenemiyorum.
Beytülmal; yani 86 milyonun malı, devlet dediğimiz sistemin malı, tüyü bitmemiş yetimin hakkı…
Bunu yiyen zalimleri görünce kahrolmamak mümkün mü?
A Partisi, B Partisi meselesi değil…
Türkiye’de hangi partiden olursa olsun; belediyelerde, bakanlıklarda, devlet kurumlarında milletin malına çöken zalimler var.
Belediyelerde parti ayrımı yapmadan, bakanlıklarda ve devlet kurumlarında “Ben iktidar partisindenim” diyerek devleti soyan soysuzları görünce, “Yuh olsun!” demeden geçemiyorum.
Bugün çok dertliyim…
Devleti soyan hırsızlar beni çıldırtıyor.
O soysuzlara, Abdurrahim Karakoç’un şu dizeleriyle sesleniyorum:
Gitmişti makama arz-ı hâl için
“Bey” dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim…
“Şey” dedi, yutkundu, eğdi başını.
Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı…
Bir baktı konağa alttan yukarı
“Vay” dedi, yutkundu, eğdi başını.
Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı… neden sonra garsonu gördü
“Çay” dedi, yutkundu, eğdi başını.
İçmedi, masada unuttu çayı
Kalktı ki garsona vere parayı
Uzattı çakmağı ve sigarayı
“Say” dedi, yutkundu, eğdi başını.
Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş
Sandım can evime döktüler ateş
Sordum: “Memleketin neresi gardaş?”
“Köy” dedi, yutkundu, eğdi başını.
Yürüdü, kör topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini… vazgeçti birden,
“Oyyy” dedi, yutkundu, eğdi başını.
Dün bunları yazmıştı Abdurrahim Karakoç… Dün de böyleydi, bugün de böyle.
Ne diyelim?
Hırsızları Allah’a havale edelim.
Zalimin zulmü varsa, bizim de Allah’ımız var!
Hayırlı günler diliyorum.