Menü Sultan Şehir Gazetesi
Ünal TAN / İlahiyatçı

Ünal TAN / İlahiyatçı

Tarih: 02.04.2026 09:08

OKUMAYAN PİŞMAN OLUR

Facebook Twitter Linked-in

Adı Habib Baba’ydı.

Yaşlıydı… Fakirdi… Garibandı…
Ama Allah katındaki değeri, dünyadaki bütün servetlerden daha ağırdı.

Bir gün uzun ve çileli bir yolculuktan dönmüştü. Üzerinde toz, omuzlarında yorgunluk vardı. Tek bir niyeti vardı:

“Rabbimin huzuruna daha temiz çıkayım…”

Bu niyetle bir hamamın kapısını çaldı.

Hamamcı mahcup bir sesle,

— “Bugün kapalı baba… Padişah IV. Murad’ın vezirleri gelecek.” dedi.

Habib Baba boynunu büktü ama vazgeçmedi.

— “Evladım, bu hâlimle Allah’a ibadet etmeye utanıyorum. Kimseye görünmeden bir köşede yıkanayım… Ne olur…” dedi.

Hamamcı dayanamadı.

— “Son odaya gir baba. Çabuk yıkan. Para da istemem. Yeter ki kimse görmesin.”

Habib Baba şükrederek içeri girdi.

Çok geçmeden hamama bir delikanlı daha geldi. Uzun boylu, vakur… Üzerinde sade kıyafetler.

Kimse bilmiyordu…
O delikanlı Sultan IV. Murad’ın ta kendisiydi.

Vezirlerinin yokluğunda ne yaptığını görmek için kılık değiştirmişti.

Hamamcı, onu da son odaya yönlendirdi.
Ve Sultan, Habib Baba’nın yanına girdi.

İçeride vezirlerin kahkahaları, def sesleri yükseliyordu. Eğlence tam gazdı.

Habib Baba delikanlının sırtına baktı:

— “Evladım, sırtın kirlenmiş. İzin verirsen keseleyeyim.” dedi.

Sultan şaşırdı.
Kim olduğunu bilmeden, karşılıksız bir iyilik…

— “Buyur baba.” dedi ve diz çöktü.

Habib Baba sırtını keseledi.
Sultan da mahcup oldu:
— “Şimdi sıra bende. Ödeşelim.” dedi.

Bu kez diz çöken Habib Baba’ydı.

Sultan kese yaparken söze girdi:

— “Baba, şu hâle bak… Sultan IV. Murad’ın veziri olmak var. Onlar içeride eğleniyor, biz burada gizli gizli yıkanıyoruz.”

Ve o an…

Habib Baba öyle bir söz söyledi ki,
Sultan’ın elindeki kese yere düştü.

— “Evladım… Sultan IV. Murad kimdir ki?
Sen kendini âlemlerin Sultanı olan Allah’a sevdir…

O zaman Sultan IV. Murad bile gelir, sana sırtını keseletir.”

O an Sultan anladı…

Tahtın değil, takvanın yücelttiğini.
Gücün değil, Allah’a yakınlığın insanı büyüttüğünü.

Ve kimsenin bilmediği o gariban ihtiyarın, aslında Allah katında ne büyük bir makamda olduğunu...

İnsan bazen makamın gölgesinde büyüdüğünü sanır ama asıl büyüklük görünmeyen yerlerde saklıdır; alkışın olmadığı, gösterişin olmadığı, sadece niyetin olduğu yerlerde… Dünya seni tanımayabilir ama Allah tanıyorsa mesele bitmiştir.

Güç geçicidir, saltanat fanidir, isimler unutulur; fakat samimiyetle yapılan bir iyilik, ihlasla edilen bir dua asla kaybolmaz.

O yüzden insan önce Allah’ın gönlünde yer aramalı; çünkü O’nun katında değer kazananı, dünya zaten bir gün fark eder.

Selam ve dua ile Allah'a emanet olun değerli kardeşlerim benim...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —