Menü Sultan Şehir Gazetesi
Bekir DOĞAN/ Gazeteci Yazar

Bekir DOĞAN/ Gazeteci Yazar

Tarih: 11.03.2026 08:56

İran – İsrail – Körfez Ülkeleri ve Yeni Pazar!

Facebook Twitter Linked-in

Kur’an-ı Kerim’de çok anlamlı bir ayet vardır:
“Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
(Bakara Suresi, 216. Ayet)

Bu ayet insana önemli bir hakikati hatırlatır: İnsan bazen olayların görünen tarafına bakarak hüküm verir. Oysa zaman geçtikçe, yaşanan gelişmelerin arkasındaki gerçekler ve sonuçlar çok daha farklı bir tablo ortaya koyabilir.

Bugün Ortadoğu’da yaşananlar da tam olarak böyle bir sürecin içinden geçtiğimizi gösteriyor.

İran ile İsrail arasında yükselen gerilim, ABD’nin doğrudan veya dolaylı müdahalesi ve Körfez’de yaşanan askeri hareketlilik, bölgenin kaderini yeniden şekillendirecek bir dönemin kapısını araladı. İran’da çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği saldırılar yaşandı. Savaşın insani bedeli ise her zamanki gibi ağır oldu.

ABD Başkanı Donald John Trump’ın son günlerde verdiği “müzakereye hazırız” mesajları, sahadaki gelişmelerin büyük güçleri de yeniden düşünmeye zorladığını gösteriyor.

Gazze’de yaşanan insanlık dramı ise dünya kamuoyunun vicdanını sarsmaya devam ediyor. Uzun süre dış dünyaya sınırlı şekilde yansıyan görüntüler, artık gazetecilerin ve amatör çekimlerin sosyal medyada paylaşılmasıyla çok daha net biçimde görülüyor.

Ortadoğu’da savaşın sadece cephelerde değil, ekonomik dengelerde de büyük etkileri var. Petrol fiyatlarının kısa sürede 130 dolara kadar yükselmesi bunun en açık göstergesi oldu. Ardından gelen diplomatik açıklamalar fiyatları bir miktar düşürdü, ancak enerji piyasalarındaki belirsizlik hâlâ devam ediyor.

Türkiye için yeni bir dönem başlayabilir

Bütün bu gelişmeler Türkiye açısından sadece riskler değil, aynı zamanda önemli fırsatlar da barındırıyor.

Bugün Dubai’nin bölgesel finans merkezi konumu tartışılmaya başlandı. Küresel sermaye her zaman güvenli ve istikrarlı liman arar. Türkiye’nin güçlü bankacılık sistemi, coğrafi konumu ve ekonomik kapasitesi düşünüldüğünde İstanbul ve Antalya gibi şehirler finans merkezi olabilecek potansiyele sahiptir.

Öte yandan savaşların ardından kaçınılmaz olarak büyük bir yeniden inşa süreci başlayacaktır.

İran, Irak, Lübnan, Gazze ve bölgenin birçok noktasında şehirler yeniden kurulacak, altyapılar yeniden yapılacak, milyonlarca insan için konut üretilecektir.

İşte burada Türkiye devreye girebilir.

Türk müteahhitlik sektörü dünyanın en güçlü sektörlerinden biridir. Türk mühendisleri, mimarları ve inşaat firmaları bugün Afrika’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada büyük projelere imza atmaktadır.

Ortadoğu’da başlayacak yeniden yapılanma süreci, Türk firmaları için milyarlarca dolarlık yeni bir pazar anlamına gelebilir.

Enerji koridoru Türkiye

Bir başka kritik konu ise enerji.

Ortadoğu’da petrol ve doğalgaz hatlarının güvenliği her zamankinden daha önemli hale geliyor. Türkiye ise coğrafi konumu sayesinde zaten Avrupa ile Asya arasında bir enerji köprüsü konumunda.

Türkiye üzerinden geçecek yeni doğalgaz ve petrol hatları, ülkemizi sadece bir geçiş noktası değil aynı zamanda stratejik bir enerji merkezi haline getirebilir.

Bu durum Türkiye ekonomisine ciddi döviz girdisi sağlayabilir.

Devlet aklı devreye girmeli

Bugünden itibaren Türkiye’nin ilgili kurumları bu süreci dikkatle takip etmek zorundadır.

Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve ekonomik kurumlar, savaş sonrası oluşacak yeni pazarlar için şimdiden diplomatik ve ticari zemin hazırlamalıdır.

Çünkü dünya siyaseti bize şunu defalarca gösterdi:
Savaşlar yıkım getirir, ancak savaş sonrası kurulan yeni düzenlerde güçlü olan ülkeler ekonomik fırsatları değerlendirir.

Türkiye de bu fırsatları doğru planlama ile değerlendirebilir.

Güçlü savunma, güçlü gelecek

Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler bir gerçeği daha net biçimde ortaya koyuyor: Güçlü savunma sanayii olmayan ülkelerin güvenliği her zaman risk altındadır.

Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde önemli adımlar attı. Ancak dünya artık çok daha farklı bir noktaya geldi.

Uzun menzilli füze sistemleri, güçlü hava savunma teknolojileri ve yerli üretim kapasitesi artık sadece askeri değil aynı zamanda stratejik bir zorunluluktur.

Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın savunma sanayii alanında attığı adımların daha da güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Ortadoğu yeniden şekilleniyor.
Yeni dengeler kuruluyor.
Yeni pazarlar ortaya çıkıyor.

Türkiye bu tarihi süreci doğru okursa, sadece bölgesel değil küresel ölçekte daha güçlü bir konuma gelebilir.

Hayırlı Ramazanlar diliyorum.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —