Bekir DOĞAN/ Gazeteci Yazar


Türkiye 9 Gün Tatili Kaldıracak Bir Ülke mi?

Kurban Bayramı’nın manevi iklimine, aile bağlarını güçlendiren güzelliğine elbette kimsenin itirazı olamaz…


Bayram; paylaşmanın, kardeşliğin, büyükleri hatırlamanın adıdır.
Ancak mesele 4 günlük dini bayramı aşarak 9 günlük uzun bir tatile dönüştüğünde, insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Biz gerçekten 9 gün durabilecek kadar güçlü bir ekonomi miyiz?

Okuyan kızar mı bilmem…
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu sözlere alınır mı onu da bilemem…
Ama görünen tabloyu görmezden gelmek de memlekete iyilik değildir.

Türkiye bugün üretimle ayakta kalmaya çalışan bir ülke…
İhracatı ithalatını karşılamakta zorlanan, her yıl milyarlarca dolar dış ticaret açığı veren bir ekonomiyle mücadele ediyoruz.
Pazarda fiyat başka, markette başka…
Elektrik ayrı yakıyor, akaryakıt ayrı…
Sanayici önünü göremiyor, esnaf siftahsız dükkân kapatıyor.

Böyle bir dönemde bizim ihtiyacımız olan şey uzun tatiller değil; daha fazla üretim, daha fazla çalışma ve daha fazla mücadeledir.

Bugün Avrupa bile kriz korkusuyla üretim planlarını yeniden yapıyor.
ABD ekonomisi bile günlük dalgalanmalarla ayakta tutulmaya çalışılıyor.
Bir gün altın yükseliyor, ertesi gün borsa çöküyor.
Dünya diken üstünde…

Ortadoğu kaynıyor.
ABD-İran gerilimi büyüyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanacak en küçük kriz, enerji fiyatlarını dünyada yeniden ateşe verebilir.
Enerjiye bağımlı ülkeler için bu gelişmeler sadece dış politika meselesi değil, doğrudan ekmek meselesidir.

İşte tam da böyle bir dönemde Türkiye’nin durmaya değil, hızlanmaya ihtiyacı vardır.

Bugün fabrikalar küçülmeye gidiyor.
İş insanları borç yükü altında ayakta kalmaya çalışıyor.
Birçok işletme “daha az personelle daha çok üretim” hesabı yapıyor.
Sanayici yatırım yerine maliyet hesabı yapar hale geldi.

Esnafın bayram öncesi yüzü gülmüyor.
Çarşıda kalabalık var ama alışveriş yok.
İnsanlar vitrine bakıyor, fiyat etiketinden sonra sessizce yoluna devam ediyor.

Bizim artık şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor:

Üretmeden tüketen toplumlar ayakta kalamaz.

Bugün Türkiye’nin en büyük gücü savunma sanayiinde attığı adımlardır.
Ancak bu adımların kalıcı olması için seri üretim şarttır.

KAAN,
Kızılelma,
Yıldırımhan ve diğer hava savunma sistemleri artık vitrin projesi olmaktan çıkıp tam kapasite üretime geçmelidir.

Çünkü güçlü devlet; çok tatil yapan değil, çok üreten devlettir.

Savunma sanayi fonları güçlendirilmeli, üretim yapan desteklenmeli, alın teri teşvik edilmelidir.
Bu ülkenin kaybedecek vakti yoktur.

Artık sloganımız şu olmalıdır:

“Tatil ederek değil, üreterek büyüyeceğiz.”

Çünkü dünya yeni bir ekonomik savaşa hazırlanırken, Türkiye’nin rehavete değil; çalışmaya, üretmeye ve kalkınmaya ihtiyacı vardır.

Hayırlı günler diliyorum.