Benim sevdam Kahramanmaraş… Ne olur, bu şehre olan aşkımı bitirmeyin!
Tıpta bir hocanın kaç yıl okuduğunu hiç düşündünüz mü?
İlkokul, ortaokul, lise derken en az 12-13 yıl… Eğer fen lisesi ve üzerine İngilizce hazırlık varsa bu süre 14 yıla çıkıyor. Tıp eğitimini İngilizce alacaksa bir yıl hazırlık, ardından 6 yıl tıp fakültesi… Oldu size 21 yıl.
Pratisyen hekim olduktan sonra uzmanlık sınavı ve 4 yıl daha eğitim… 25 yıl.
Üniversitede akademik kariyer hedeflenirse; doçentlik süreci, bilimsel çalışmalar, yayınlar, kongreler derken 4 yıl daha… 29 yıl.
Yüksek lisans, doktora, seminerler, toplantılar, makale yayınlama çabaları… Bir insan ömrünü verdiği bu uzun yolculuğun sonunda unvanı olur: Profesör.
Aradan geçen koca bir ömür… Kaç yıl etti, siz hesaplayın. Arada atladığım bir süreç varsa hocalarım affetsin.
Bugün bir tıp profesörünün maaşı 121 bin TL civarında. Her gün temiz ve özenli giyinmek zorundasınız, belli bir sosyal çevrede bulunmak zorundasınız. 2026 yılı şartlarında bir doktorun, bir doçentin ya da bir profesörün maaşı sanıldığı kadar büyük bir para değil.
KSÜ Üniversite hastanesinde normal hastaları muayene eder, ameliyat yapar, hizmet verirken; “özel muayene olmak istiyorum” diyen hastadan alınan ücret neredeyse bir tavuk döner dürüm parası kadar!
O parayı da kendi almıyor, KSÜ veznesine yatıyor, havuza giriyor kesintilerden sonra eline ne kalırsa o !
Akademisyen olmak için ömrünü veren bir insanın geldiği nokta bu mu olmalı?
KSÜ Tıp Fakültesi’ndeki hocaların özel muayene ücretlerinin neredeyse “bir tavuk dürüm” seviyesine düşürülmesi ve bunun da yasal olmadığı gerekçesiyle sınırlandırılması sonucu birçok hoca artık özel muayene yapmamaktadır. Değerli tıp profesörlerimiz Kahramanmaraş dışında kendilerine yer aramakta, bazıları ise çoktan gittiğine şahit oluyoruz !.
Özel muayene ve döner sermayeden elde edilen gelir, hocalarımız için önemli bir destekti. Bugün o kapı da kapanınca; doktor yetiştirmesi gereken, KSÜ Tıp Fakültesi’nin bayrağını yukarılara taşıyacak akademisyenlerimiz yurt içinde ve yurt dışında alternatif aramaya başlamıştır.
“Beni muayene etmedi” diye kızan Kahramanmaraşlı hemşehrim elbette haklıdır. Ancak bir de masanın bu tarafından bakmak gerekir.
Oku, oku, oku… Yıllarını ver. Sonunda koca bir tıp profesörü ol. Aldığın maaş ile lise mezunu bir çalışanın maaşı arasında çok büyük bir fark olmasın… Bunun adaleti nerededir?
“Maraş sahipsiz şehir” deyince havaya hoplayanlara sözüm var: Buyurun, bu konuyu düzeltin. Hocalarımızı kaçırmayalım; biz de sizi alkışlayalım.
Hak ve Adalet olsun, emeğin karşılığı verilsin !
Emeğe saygı duymak gerekir. Bu kadar eğitim, bu kadar çile… Bunun karşılığı bu olmamalı.
Kahramanmaraş'ın sahibi varsa : Kayseri, Gaziantep, Adana, Malatya, Ankara ve İstanbul, diğer illerimizdeki Üniversite hastanesine sorun onlar nasıl yapıyorsa siyasi olarak sizde öyle yaptırın , sizleri alkışlayalım !
Hocalarımıza , değerli bilim insanımıza bir tavuk döner dürüm parasını da reva görmeyin! diyorum.
Hayırlı günler diliyorum.
