Aynı işi yaparlardı ama yolları birbirine benzemezdi. Biri bütün ömrü boyunca odununu sırtıyla taşımıştı; gençliğinde gücüne güvenir, dağları iner çıkardı.
Diğeri ise zamanında az çok bir şey biriktirip bir eşek almış, yükünü ona emanet etmişti.
Zaman geçtikçe, sırtında odun taşıyan oduncunun gücü tükenmeye başladı.
Eskiden yürüyerek yarım saatte indiği yolu, artık iki saatte bitiriyor; yükü sırtına aldığı an nefesi daralıyordu. Bir şey yapması gerektiğini biliyor ama çare bulamıyordu.
Bir gün, kasabadan Hazreti Mûsâ’nın geçtiği haberi duyuldu. İnsanlar onun Tûr Dağı’na çıkacağını, duasının kabul olacağını konuştu. Yaşlı oduncu bu habere sevindi; yıllardır ilk kez onun içinde bir kapı aralanmıştı.
Hazreti Mûsâ ile karşılaştığında, hürmetle diz çöktü:
— Ey Mûsâ! dedi. “Çok yoruldum. Sırtım yük taşımıyor artık. Rabbine niyaz et; bana da bir eşek nasip etsin. Çalışayım ama gücümün yettiği kadar.”
Hazreti Mûsâ onun kırgın hâlini görünce başıyla tasdik etti:
— Senin için Rabbime dua edeceğim, dedi Tûr’dan döndüğü gün, yaşlı oduncu onu uzaktan görür görmez koştu.
Sanki yıllar sonra içi ilk kez kıpırdamıştı.
— Ey Mûsâ, müjdem var mı? Rabbim dileğimi kabul etti mi?
Hazreti Mûsâ gülümsemeye yakın bir ifadeyle cevap verdi:
— Evet. Rabbimiz sana bir eşek verecek. Fakat bir şartı var.
— Söyle ey Hazreti Mûsâ, dedi adam. Ne gerekiyorsa yaparım.
Hazreti Mûsâ sakin bir sesle devam etti:
— Komşunun iki eşeğe sahip olması için dua edeceksin. Adam bir anda durdu. Sanki söz değil, taş gelmiş gibi yüzünü buruşturdu.
Önce şaşırdı, sonra sesi sertleşti:
— Ne? Onun iki eşeği olacak, ben bir taneye kavuşacağım öyle mi?
Yok, istemem!
Yüküm ağır olsa da yine sırtımda taşırım. Ama komşum benden daha fazlasına sahip olursa içim daralır. Buna razı değilim.
Sözünü bitirir bitirmez arkasını dönüp gitti. Hazreti Mûsâ ise onun ardından, uzun yılların getirdiği tecrübeyle sessizce baktı. Çünkü adamın belini bükenin odun değil, içinde yıllardır biriken kıskançlık olduğunu görmüştü.
HİKÂYEDEN KALANLAR
* İnsan bazen en ağır yükü sırtında değil, gönlünde taşır. Odun yoruyor gibi görünür; oysa asıl yoran, başka birinin sahip olduklarına tahammül edememektir.
* Rızık çalışmazsak gelmez; ama çalışmak da rızkı tek başına garantilemez. İnsan hem tedbir almalı hem de elindeki nimeti hoyratça tüketmemelidir.
• Kıskançlık, insanın içini kemiren sessiz bir ateştir. Bir başkasının imkânına göz dikmek, insanın kendi huzurunu tüketmesinden başka bir işe yaramaz.
* En güzel dua, başkasını da içine alan duadır. Gönlü geniş olanın eli de, rızkı da geniş olur.
Çocukken işittiğim,
“Ne benim eşeğin bir olsun, ne de komşumun iki eşeği olsun sözünün bu hikayeden geldiğini okuyunca, sizinle de paylaşmak istedim.
Selam ve dua ile Allah'a emanet olun..
