Akrep, fıtratı gereği zehirlidir. Onun ne olduğunu, nasıl davranacağını, hangi şartlarda iğnesini kullanacağını biliriz. Akrep kendini başka türlü göstermez; doğası neyse odur. Peki ya insan? Ya dost görünen, akraba diye bildiğimiz, arkadaşlığından emin olduğumuz, aynı sofraya oturup aynı ekmeği bölüştüğümüz insanlar, menfaatleri uğruna bir gün karşımıza düşman olarak çıkarsa?
İşte asıl mesele burada başlar.
Akrep, zehrini doğasından alır; insan ise bazen zehrini ihtirasından, hırsından ve çıkarından alır.
İnsan olmak yalnızca iki ayak üzerinde yürümek, konuşmak ve toplum içinde bir yer edinmek değildir. İnsan olmak; vicdan taşımak, emanete sahip çıkmak, vefayı bilmek ve menfaat karşısında karakterinden ödün vermemektir. Ne var ki para, makam ve güç uğruna bu değerleri bir kenara bırakanlar, insanlığın en ağır sınavlarından birinde sınıfta kalırlar.
Bugün kimi insanlar, birkaç kuruşun hatırına yılların dostluğunu, bir makamın uğruna akrabalık bağlarını, küçük bir çıkarın peşinde ise kendilerine güvenen insanların itimadını hiçe sayabiliyor. Dün omuz omuza yürüdüğü insanı bugün rakibi, dün kardeşim dediğini bugün engel olarak görebiliyor. Üstelik bütün bunları yaparken kendisini akıllı, uyanık ve kazançlı sanıyor.
Oysa her kazanç kâr değildir. Her yükseliş başarı değildir. Her suskunluk korkaklık, her geri çekiliş de yenilgi değildir.
Bazen insanın en büyük kaybı, kazandığını sandığı şeydir.
Akrep olmaya özenenlere bir çift söz;
Akrep, akrep olarak doğar; insan ise insan olmanın sorumluluğunu taşır. Dolayısıyla mesele, akrebin zehirli olmasından çok, insanın bile isteye zehirli bir karaktere bürünmesidir.
Bir insanın makamı yükselebilir, serveti artabilir, çevresi kalabalıklaşabilir. Fakat bütün bunlar onun değerli bir insan olduğunu göstermez. Makam, insanın koltuğunu yükseltir; karakteri değil. Para, insanın imkânlarını artırır; vicdanını değil. Güç, insanın sesini duyurabilir; haklılığını değil.
Dost maskesi takarak başkasının güvenini istismar edenler şunu iyi bilmelidir: İnsanların iyi niyetini kullanmak zekâ değil, ahlak eksikliğidir. Birinin sana duyduğu güveni kendi çıkarına alet etmek uyanıklık değil, emanete ihanettir.
Asıl uyanıklık, fırsat elindeyken kötülük yapmamaktır. Asıl güç, eline imkân geçtiğinde bile adaletten ayrılmamaktır. Asıl büyüklük ise sana güvenen bir insanın arkasından iş çevirmek yerine, onun yüzüne doğruları söyleyebilmektir.
İnsan, başkasına verdiği zararın gölgesinde kendisi de kalır
Hayatta yapılan her kötülüğün karşılığı mutlaka aynı şekilde gelir, diyemeyiz. Dünya her zaman adaletin hemen tecelli ettiği bir yer değildir. Bazen dürüst olan kaybeder gibi görünür, çıkarcı olan kazanır gibi görünür. Fakat insanın yaptığı tercihler, onun karakterini ve ilişkilerini şekillendirir.
Güveni bir kez yıkan, yeniden güven inşa etmekte zorlanır. Vefayı hiçe sayan, gün gelir vefa aradığında etrafında kimseyi bulamayabilir. İnsanları yalnızca çıkarı için yanında tutan, çıkarı bittiğinde yalnızlığın ne demek olduğunu anlayabilir.
Çünkü hayatın en acı gerçeklerinden biri şudur: İnsan, başkasına zarar vermek için çıktığı yolda kendi karakterinden de bir parça kaybeder.
Kendisini herkesten akıllı sananlar, başkalarının her şeyi bilmediğini, görmediğini ya da sustuğunu fark etmeyebilir. Oysa sessizlik her zaman habersizlik değildir. Bazen insan, kimin ne olduğunu görür ama seviyesini düşürmemek için susar. Bazen gerçeği bilir ama zamanı geldiğinde kendi yoluna bakmayı tercih eder.
Her ihanetin ardından kavga etmek, her nankörlüğe cevap vermek, herkese kendini ispatlamaya çalışmak zorunda değiliz. Bazı insanlara verilecek en güzel cevap, onların karakterine benzememek ve hayatımızdaki yerlerini sessizce değiştirmektir.
Herkes kendi karakterinin aynasında görünür
Akrabalık kan bağıyla, dostluk güzel sözlerle, arkadaşlık aynı ortamda bulunmakla tamamlanmaz. Bunları değerli kılan; sadakat, dürüstlük, merhamet ve zor zamanda gösterilen vefadır.
Para biter, makam el değiştirir, güç azalır, kalabalıklar dağılır. Geriye insanın kim olduğu, ne yaptığı ve başkalarının hayatında nasıl bir iz bıraktığı kalır.
Kimse kendisini başkasından daha uyanık sanmasın. Çünkü hayat, insanın yalnızca başkalarına yaptıklarını değil, yaptığı tercihlerle nasıl birine dönüştüğünü de gösterir.
Akrep, zehrini saklamaz. İnsansa bazen en büyük kötülüğünü iyilik görüntüsü altında yapar. Bu yüzden insanı tanımak için söylediklerine değil, çıkarlarıyla vicdanı karşı karşıya geldiğinde hangisini seçtiğine bakmak gerekir.
Ve unutmayalım:
İnsanı küçülten, makamını kaybetmesi değil; makam uğruna insanlığını kaybetmesidir. Dostunu satıp kazandığını sanan, aslında kendi karakterinden vazgeçmiştir. Çünkü akrebin iğnesi bedenini yaralar; ihanetin zehri ise önce güveni, sonra insanlığı yaralar.
Bir şiir ile yazımıza son verelim .
Saygılarımla!!!
Dost Maskeli Akrepler
Akrep zehrin saklamaz özünde,
İnsan gizler kini dost sözünde.
Makam için satar dostu bir günde,
Vefa arar sonra kendi özünde.
Para için dostluk satan utansın,
Kendi kurduğu tuzağa dolansın.
Herkes kendisini uyanık sansın,
Hakikat gün gelir, perde kalkar.
Dost maskesi takan hain bellidir,
Menfaat uğruna dönen bellidir.
İnsanın kıymeti vicdanındadır,
Makam geçer, geriye ad kalır.
Habiloğlu der ki sözüm insana,
Zehir akıtmadan bak bir aynana.
Hainlik yakışmaz insan olana,
Önce zarar verir kendi canına.
Resul TOPRAKMenfaatin Zehri, Karakterin ,İnsanın Zehri Fıtratında Değil, Niyetindedir
Akrep, fıtratı gereği zehirlidir. Onun ne olduğunu, nasıl davranacağını, hangi şartlarda iğnesini kullanacağını biliriz. Akrep kendini başka türlü göstermez; doğası neyse odur. Peki ya insan? Ya dost görünen, akraba diye bildiğimiz, arkadaşlığından emin olduğumuz, aynı sofraya oturup aynı ekmeği bölüştüğümüz insanlar, menfaatleri uğruna bir gün karşımıza düşman olarak çıkarsa?
İşte asıl mesele burada başlar.
Akrep, zehrini doğasından alır; insan ise bazen zehrini ihtirasından, hırsından ve çıkarından alır.
İnsan olmak yalnızca iki ayak üzerinde yürümek, konuşmak ve toplum içinde bir yer edinmek değildir. İnsan olmak; vicdan taşımak, emanete sahip çıkmak, vefayı bilmek ve menfaat karşısında karakterinden ödün vermemektir. Ne var ki para, makam ve güç uğruna bu değerleri bir kenara bırakanlar, insanlığın en ağır sınavlarından birinde sınıfta kalırlar.
Bugün kimi insanlar, birkaç kuruşun hatırına yılların dostluğunu, bir makamın uğruna akrabalık bağlarını, küçük bir çıkarın peşinde ise kendilerine güvenen insanların itimadını hiçe sayabiliyor. Dün omuz omuza yürüdüğü insanı bugün rakibi, dün kardeşim dediğini bugün engel olarak görebiliyor. Üstelik bütün bunları yaparken kendisini akıllı, uyanık ve kazançlı sanıyor.
Oysa her kazanç kâr değildir. Her yükseliş başarı değildir. Her suskunluk korkaklık, her geri çekiliş de yenilgi değildir.
Bazen insanın en büyük kaybı, kazandığını sandığı şeydir.
Akrep olmaya özenenlere bir çift söz;
Akrep, akrep olarak doğar; insan ise insan olmanın sorumluluğunu taşır. Dolayısıyla mesele, akrebin zehirli olmasından çok, insanın bile isteye zehirli bir karaktere bürünmesidir.
Bir insanın makamı yükselebilir, serveti artabilir, çevresi kalabalıklaşabilir. Fakat bütün bunlar onun değerli bir insan olduğunu göstermez. Makam, insanın koltuğunu yükseltir; karakteri değil. Para, insanın imkânlarını artırır; vicdanını değil. Güç, insanın sesini duyurabilir; haklılığını değil.
Dost maskesi takarak başkasının güvenini istismar edenler şunu iyi bilmelidir: İnsanların iyi niyetini kullanmak zekâ değil, ahlak eksikliğidir. Birinin sana duyduğu güveni kendi çıkarına alet etmek uyanıklık değil, emanete ihanettir.
Asıl uyanıklık, fırsat elindeyken kötülük yapmamaktır. Asıl güç, eline imkân geçtiğinde bile adaletten ayrılmamaktır. Asıl büyüklük ise sana güvenen bir insanın arkasından iş çevirmek yerine, onun yüzüne doğruları söyleyebilmektir.
İnsan, başkasına verdiği zararın gölgesinde kendisi de kalır
Hayatta yapılan her kötülüğün karşılığı mutlaka aynı şekilde gelir, diyemeyiz. Dünya her zaman adaletin hemen tecelli ettiği bir yer değildir. Bazen dürüst olan kaybeder gibi görünür, çıkarcı olan kazanır gibi görünür. Fakat insanın yaptığı tercihler, onun karakterini ve ilişkilerini şekillendirir.
Güveni bir kez yıkan, yeniden güven inşa etmekte zorlanır. Vefayı hiçe sayan, gün gelir vefa aradığında etrafında kimseyi bulamayabilir. İnsanları yalnızca çıkarı için yanında tutan, çıkarı bittiğinde yalnızlığın ne demek olduğunu anlayabilir.
Çünkü hayatın en acı gerçeklerinden biri şudur: İnsan, başkasına zarar vermek için çıktığı yolda kendi karakterinden de bir parça kaybeder.
Kendisini herkesten akıllı sananlar, başkalarının her şeyi bilmediğini, görmediğini ya da sustuğunu fark etmeyebilir. Oysa sessizlik her zaman habersizlik değildir. Bazen insan, kimin ne olduğunu görür ama seviyesini düşürmemek için susar. Bazen gerçeği bilir ama zamanı geldiğinde kendi yoluna bakmayı tercih eder.
Her ihanetin ardından kavga etmek, her nankörlüğe cevap vermek, herkese kendini ispatlamaya çalışmak zorunda değiliz. Bazı insanlara verilecek en güzel cevap, onların karakterine benzememek ve hayatımızdaki yerlerini sessizce değiştirmektir.
Herkes kendi karakterinin aynasında görünür
Akrabalık kan bağıyla, dostluk güzel sözlerle, arkadaşlık aynı ortamda bulunmakla tamamlanmaz. Bunları değerli kılan; sadakat, dürüstlük, merhamet ve zor zamanda gösterilen vefadır.
Para biter, makam el değiştirir, güç azalır, kalabalıklar dağılır. Geriye insanın kim olduğu, ne yaptığı ve başkalarının hayatında nasıl bir iz bıraktığı kalır.
Kimse kendisini başkasından daha uyanık sanmasın. Çünkü hayat, insanın yalnızca başkalarına yaptıklarını değil, yaptığı tercihlerle nasıl birine dönüştüğünü de gösterir.
Akrep, zehrini saklamaz. İnsansa bazen en büyük kötülüğünü iyilik görüntüsü altında yapar. Bu yüzden insanı tanımak için söylediklerine değil, çıkarlarıyla vicdanı karşı karşıya geldiğinde hangisini seçtiğine bakmak gerekir.
Ve unutmayalım:
İnsanı küçülten, makamını kaybetmesi değil; makam uğruna insanlığını kaybetmesidir. Dostunu satıp kazandığını sanan, aslında kendi karakterinden vazgeçmiştir. Çünkü akrebin iğnesi bedenini yaralar; ihanetin zehri ise önce güveni, sonra insanlığı yaralar.
Bir şiir ile yazımıza son verelim .
Saygılarımla!!!
Dost Maskeli Akrepler
Akrep zehrin saklamaz özünde,
İnsan gizler kini dost sözünde.
Makam için satar dostu bir günde,
Vefa arar sonra kendi özünde.
Para için dostluk satan utansın,
Kendi kurduğu tuzağa dolansın.
Herkes kendisini uyanık sansın,
Hakikat gün gelir, perde kalkar.
Dost maskesi takan hain bellidir,
Menfaat uğruna dönen bellidir.
İnsanın kıymeti vicdanındadır,
Makam geçer, geriye ad kalır.
Habiloğlu der ki sözüm insana,
Zehir akıtmadan bak bir aynana.
Hainlik yakışmaz insan olana,
Önce zarar verir kendi canına.
Resul TOPRAK





