Reklam

Ünal TAN / İlahiyatçı

Ünal TAN / İlahiyatçı


ARA NAME( isterseniz okumayın)

CENNET YOLCULARI


Buna ara tefekkür demek belli daha uygundur ama, gece gündüz düşüncemiz Allah’ın rızası nasıl kazanılır,rıza mahalli olan cennete nasıl girilir. Bütün Müslümanların nihai hedefi bu. Allah’ımız hedefe ulaşan kullarından eylesin.
  Cennet hakkında çok bildiğimiz güzellikler olduğu gibi hiç hatıra gelmeyecek , gözlerin görmediği kulakların duymadığı nimetlerin olduğunu da biliyoruz ve inanıyoruz.
   Cenneti değil de cennete girecekleri anlatmak istiyorum. Vakıa süresi , insan suresi, nebe’ suresi gibi surelerde ve daha pek çok ayetlerde cennetden ve cennetliklerden mevlamız bahsettiği gibi, efendimiz sas de pek çok hadisi şeriflerinde cennetten bahseder.
   Cennete kimse işlediği ameller sebebi ile giremez. Rabbimizin merhameti, rahmeti fazlı keremi, kulların cennete girmesine sebepdir. Ancak kuranı Kerim’de bazı ayetlerde cennetten bahsedilirken “ işledikleri amellerine karşılık” ifadesi geçer. O halde dünyada yaptığımız ibadetlerin 
    birinci planda rabbimizin merhametini celbetme gibi bir özelliği var. Yani mevlayı mütealimiz kulun işlediği amelleri değerlendiriyor. Emir ve yasaklarını yerine getirenlere( az veya çok) rahmet nazarı ile bakıyor ve cennetin yolunu açıyor.
 ikinci planda faydası, cennette yerleşeceğimiz makam ve elde edeceğimiz nimetlerin amellerimize göre derecelendirilmesi söz konusudur. Yani ne kadar emek o kadar yemek😊 ( fazlından lütfettiği nimetler hariç tabi)
   Şurası muhakkak ki, cennet,  kişilerin niyetlerindeki ihlas ve işledikleri amellere göre şekil alacaktır. Cennete gireceklerin hiç birinin ameli ve kazandığı ödül diğerine benzemez. Söz gelimi Hz. Ebu Bekir ile hz. Ömer ikisi de cennetle müjdelenen insanlar olmalarına rağmen, amelleri arasında çok fark bulunduğu gibi, cennette ödül bakımından da farklılıklar olacaktır.
  Ancak Allah cc, cennete girecek olanları gruplara ayırmıştır. Her kesin derecesini belirtmekten ziyade sınıf sınıf belirlemiştir. 
  Bir öğretmen gibi belirleyecek olursam, 85/100 arası puan alanları takdirname, 70/84 arası puan alanlar teşekkür name ile ödüllendirildiği gibi.
 Şimdi vakıa suresin de kıyamette insanların nasıl sınıflandırıldığına bakalım;
1-2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
3-7.Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
8. Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
9. Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!
10-11. (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
12. Onlar, Naîm cennetlerindedirler.
13-14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
27. Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir( Ashabı yemin)
39-40. Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir
 Ayet meallarinden anlaşılacağı gibi. Kıyamet de insanlar üç kısma ayrılmaktadır. Birini saymazsak çünkü onlar cenneti hak etmeyen grub. Diğer ikisi cenneti hak edenlerdirki, birine “ sabıkun “ öncüler yarışı önde bitirenler, yani “mukarrebler” Allaha yakınlaştırılmış olanlar. Diğeri ise “Ebrar” yani iyiler diye niteleyeceğimiz Ashabı yemin( Türkler bunu sağcılar diye tercüme ediyorlar) biz mutlu insanlar diyelim.
  Bu iki grup da cennetle müşerref olmalarına rağmen kendilerine ikram edilen nimetler farklı farklı. 
  Mesela ebrarın içeceğine mukarrabunun içeceği olan “ tesnım” den karıştırılırken, mukarrabun “ tasnımı” her hangi bir şeyle karıştırılmadan içecekler. Nasıl bir içecekse, Allah bizlere de lütfetsin diyeceğim ama, tasnımı içecek olan ahir zaman ümmetinden azdır. Önceki ümmetlerden çokdur. Biz de ahir zaman ümmeti olduğumuza göre kaç tanemiz tasnım içer bilemem. Bu konuda şahsen ümidim az. Ama “ rahıkı mahtum” diye ifade edilen ve içine tasnım karıştırılan sıvıyı içecek Ebrar ( iyiler) bu ümmetten de çok olacak. Allahım en azından bizi bu zümreye dahil eylesin.
   Yani herkes bu dünyada ki ameline göre orada nimetlenecek. Zaten cennete girenler oradaki nimetleri görünce keşke daha çok ibadet etseydim hasretini duyacaklar. Şunu biliyorlar ki, çok ibadet eden veya cihad edenler daha çok nimete nail oluyorlar.
   Bunu biliyorlar da, kendilerinden başkasının verilen nimetlerden nasıl bir haz, zevk aldıklarını bilmiyorlar. Bildikleri tek şey Allah’ın kendilerine yaptığı ikram üzerine söylenecek hiç bir sözün olmadığıdır. En güzel ikramlar kendilerine yapılmıştır. Yapılan ikramlar kendilerini kendilerinden geçirmiştir. Daha ne söyleye bilirlerki!
    Bakarmısın?! Cehennemden en son çıkıpta cennete kan ter içinde ancak ulaşa bilen kişi, “ Allah’ım! Bana yaptığın ikramı hiçbir kuluna yaptığını zannetmiyorum” yani en büyük merhameti bana gösterdin diyor.
   Cehennemden en son çıkan böyle söyler de, cennetin nimetlerine gark olmuş her hangi bir kul, “ Allah’ım! Diğer kullarına ne verdin acaba? Bana verdiklerin onlarınkinden az mı?” Diye bir şey akıllarına gele bilir mi?!
   Cennetin pek çok tabakaları olmasına rağmen, her tabakada ki, içinde bulunduğu nimetin tadını çıkarmakla meşguldür. Çünki her şey güzel! 
Cennet zevklerinin en düşük olanı, dünya zevklerinin en zirvede olanıdır.
     Gönüllerden bütün kötü duygular silinmiş, ne istersen veriliyor. En son girene dünyanın on katı, aman ya rabbi!
   Ya rab bizi Ebrar ile cennetine koy! Eşimiz dostumuz Abu ecdadımız gruptaki kardeşlerimiz hepsi ebrardan olsunlar.Cemal’inle ikram ettiğin kullarından olsunlar.
 “ iyilik yapanlara cennet var bir de cemalullah “
Günahımıza bakma! Rahmetine bak! Ey merhametlilerin en merhametlisi!
  “Rabbi rahim den bir sözdür selam ve esenlik”
Allaha emanet olun Ö.E