Tarih: 27.08.2017 13:15

4 EYLÜL SİVAS DEMEK?

Facebook Twitter Linked-in

4 EYLÜL SİVAS DEMEK?

4 Eylül korkusuzluk, 4 Eylül bağımsızlık, 4 Eylül özgürlük, 4 Eylül sadakat, 4 Eylül inanç, 4 Eylül her karışında şehit kanı olan Anadolu toprağının, Türk milletinin namusu olduğunun aynası, 4 EYLÜL YİĞİT SİVAS İNSANIN, YİĞİTLİK DESTANI?

Sivas tarih boyunca bağımsızlığını, vatan perverliğini, inancını yitirmeyen bir şehirdir. Sivas Türklerin Anadolu´ya ayak bastığı günden itibaren büyük önem atfedilen bir şehir olmanın ötesinde tarih boyunca Anadolu´nun en güvenilir şehridir aynı zamanda? Selçuklu Devleti´ne başkentlik yapan Osmanlı´nın en önemli ve güvenli sancaklarından biri olma özelliği taşıyan Sivas ne mutlu ki; Genç Cumhuriyetimizin de temel taşıdır, ilk başkentidir.

Timur´dan başka işgal yüzü görmeyen Sivas vatan savunması denilince fedakârlığın adıdır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de şehitlik müzesindeki şehit resimlerinin sayısına bakarak bunu söylemek bir hakikati haykırmak olduğunu görürsünüz.

Şanlı Osmanlı dağılmış orduları, terhis edilmiş başkent işgal altında iken Anadolu´ya bağımsızlık ışığı olan bir şehirdir Sivas. Anadolu´yu bağımsızlık için örgütlemek üzere Samsun´dan yola çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun´dan sonra Amasya´ya geçerek üniformasını çıkarmış ve bir sivil olarak mücadeleye karar vermiştir. Ancak o andan itibaren Gazi artık bir asker olmadığı gibi düşman güçlerinin ve İstanbul emrindeki birliklerin hedefidir. Kısaca can güvenliği tehlikededir. Bu nedenle Erzurum Kongresi´nden sonra Milli Kongre´yi Anadolu´nun en güvenli yeri olan Sivas´ta yapmayı seçer.

22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi 4 Eylül Sivas Kongresine şöyle gönderme yapar; ?Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir. Anadolu´nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivas´ta bir kongre toplanacaktır.? Gün gelip çattığında ise artık Sivas da işgal kuvvetlerinin tehdidi altındadır. Fransız ve İngilizler Sivas´ı işgal etmekle tehdit eder. İstanbul hükümeti Elâzığ Valisi Galip Bey´i Sivas´ı basmakla görevlendirir. Ama bu girişimler nafile çıkacaktır. Esareti ölümden beter sayan, bağımsızlığın nefes almak gibi bir şey olduğunu bilen Sivas´ın yiğitleri, paşasını beklemeye başlar.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk 2 Eylül 1919´da Erzurum´dan Sivas´a ulaştığında Sivas´ın yiğit, gözü pek halkı onu coşku ile bağrına basar. Sivas halkının bu coşkusu karşısında heyecanlanan, kanı kıpırdayan Sivas Valisi Reşit Paşa Gazi Mustafa Kemal´i karşılamaya gidemez ama seste çıkarmaz. Daha sonra o günü hatıralarında şöyle anlatır. ?2 Eylül 1919 günü Sivas´ta ne kadar at ve araba varsa, halkı Erzincan yolu üzerine götürdü. At bulamayan, araba tedarik edemeyenler de yaya olarak o istikamete dökülürken, ben hükümet konağından ayrılmadım. Halkın böyle bir sevinç içinde akışını penceremde uzun uzun seyre daldım, fakat gözlerim dolu dolu oldu; kalbim heyecanla çarpıyordu? Her türlü tehdide karşı kurtarıcısını bağrına basan Sivas kapılarını Mustafa Kemal´e açar. Rahatlayan Gazi, 4 Eylül 1919´da Sivas´ta ilk Milli Kongre´yi toplayarak cihana ilan eder; Manda yok, himaye yok, esaret yok, ya ölüm ya istiklal, yeni yönetimin adı Cumhuriyet olacaktır.

Tam 108 gün Sivas´ı Cumhuriyetin ilk başkenti yapan ve Sivas´ta kalarak ?de facto´ hükümetini kuran ve Savaş´ı idare eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sivas´ın yiğitlerinin verdiği destekle kurtuluş savaşını bağımsızlık zaferine dönüştürmüştür. Gazi´nin tüm dernekleri, cemiyetleri, güçleri tek çatı altında oluşturduğu o günlerde Cumhuriyetin ilk kadın örgütlenmesi de Sivas´ta hayat bularak Sivas halkının kadını ve erkeği ile bağımsızlık ruhunu ortaya koymuştur.  Sivas Valisi Reşit Paşa´nın eşi Melek Hanım Sivas´ta kurduğu Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Anadolu kadınların Kurtuluş Savaşı´nın isimsiz kahramanları yapmıştır. Melek Hanım cemiyeti kurduktan sonra Anadolu kadınlarına karşı yaptığı şu konuşma Sivas kadının Kurtuluş Savaşı´ndaki yerini göstermeye iyi bir örnektir. ?Muhterem Hemşirelerim! Bugün buraya toplanmaktaki maksadımız, memleketimiz hakkında biraz görüşmek, dertleşmek, ağlaşmak, Cenab-ı Hakka yalvarmak, lâzım gelirse vatanın müdafaası için hatta ölüme bile katlanmaktır. Çünkü istiklâlini kaybeden bir millet, en büyük rahata nail olsa bile artık o memleketin sahibi değildir, esiridir. Bir insan küçük bir evin hanımı olmayı elbet büyük bir evin hizmetçisi olmaya tercih eder. Hâlbuki memleketini kaybetmek, hizmetçilikten de esaretten de güçtür, İzmir´in muvakkat bir işgali esnasında bile dindaşlarımıza ne hakaretler yapıldığını görüyoruz. Hâlbuki biz daha istiklâlini muhafaza eden, parlak bir tarihe sahip olan bir milletiz. Hülâsa hemşirelerim, bizim için ya ölüm ya istiklâl! Bunu düşünerek ?Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti? namı ile sırf seslerimizi, memleketimizi parçalamak isteyenlere işittirmek için delâletinizle bir cemiyet teşkil etmeye karar verdik. Bu cemiyet, sırf müşterek hukukunuzu müdafaa edecektir. Memleketimizin mukadderatı belli olup sulh imza edilinceye kadar bu cemiyet devam edecektir. Memleketimizin muhafazası için ne lâzım gelirse her şeyi yapacak, bütün yaptıklarını ve yapacaklarını yine sizi toplayıp haberdar edecek ve reyinizi alacaktır. Bu cemiyet efradının heyet-i idaresi on altı kişiden ibaret olacaktır. Kimleri intihap etmek isterseniz memurin ve yerli haremlerinden intihap ediniz. Yalnız, sizin hukukunuzu mümkün olduğu kadar müdafaa edebilecek liyakatte hanımlar olsun. Maksad-ı teşekkül memleketin müdafaasıdır?

4 Eylül Sivas halkının kadını ile erkeği ile Anadolu´nun kurtuluşunda lokomotif olduğunun ismidir. 4 Eylül yeryüzü var olduğu sürece Anadolu topraklarının, Türk milletinin vatanı olduğunun fermanıdır. 4 Eylül bir nefes, özgürlük için bir milletin ölümü göze almasının yaftasıdır. 4 EYLÜL CUMHURİYETİN TAPU VESİKASIDIR?




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —