Bizim işimiz gücümüz ne yazık ki çoğu zaman konuyu saptırmak, asıl meseleleri konuşmamak ve doğruları çıkıp adam gibi söylemekten öteye geçmiyor.
Bugün size yine can alıcı bir soruyu soruyorum:
Türkiye’yi kim batırdı?
Türk lirasından 6 sıfır, 1 Ocak 2005 tarihinde yapılan para reformuyla atıldı. 2005 yılının ilk işlem günü olan 3 Ocak’ta 1 ABD doları yaklaşık 1,34 YTL seviyesindeydi.
Bugün ise dolar kuru 47 TL seviyelerini gördü.
Peki, yaklaşık 20 yılda ne oldu?
İşte asıl konuşmamız gereken mesele budur. Suçlu Ayağa kalk !
Yurt dışına para çıkışı denetlenmeli
Buradan Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açıkça sesleniyorum:
İhracat, ithalat, yurt dışında eğitim gören öğrenciler ve ticari faaliyetler gibi hukuken meşru ve belgeli işlemler dışında Türkiye’den yurt dışına para çıkışının çok daha sıkı denetlenmesi gerekiyor. ve durdurulmalı diyorum.
Banka üzerinden olsun, farklı yöntemlerle olsun…
Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının yurt dışına nasıl çıktığı, kim tarafından çıkarıldığı ve hangi amaçla kullanıldığı devlet tarafından çok daha yakından takip edilmelidir.
Çünkü mesele sadece döviz kuru değildir.
Mesele, Türkiye’nin sermayesinin Türkiye’de kalıp kalmadığıdır.
FETÖ’nün para trafiği ne kadardı?
Şimdi gelelim yıllardır tartışılan FETÖ meselesine…
FETÖ’nün Türkiye’den yurt dışına çıkardığı paranın kesin ve tek bir resmî toplamı kamuoyuna açıklanmış değildir.
Ancak 2016 yılında yayımlanan ve MİT, MASAK ve Emniyet kaynaklarına dayandırılan haberlerde, 17-25 Aralık 2013 sonrasında örgütün çeşitli yöntemlerle yaklaşık 20 milyar doları yurt dışına çıkardığı ileri biliniyor.
Aynı haberlerde, 42 kurye imam üzerinden yaklaşık 3,5 milyar dolarlık para trafiğinin gerçekleştirildiği iddia edilmiş; İngiltere, Nijerya, Sudan ve Malta gibi ülkelerin de bu para trafiğinde kullanıldığı belirtilmişti.
Esas para : iş gezisi adı altında iş insanlarını yurt dışına götürdüklerinde herkesin üzerinde giden yüzbinlerce doların ekonomiye nasıl zarar verdiğidir.
Burada çok önemli bir ayrıntıyı da belirtmek gerekiyor.
Kamuoyunda sık sık dile getirilen 150 milyar dolar, “Türkiye’den kaçırılan para” anlamına gelmiyor.
15 Temmuz sonrası yurt dışına kaçan FETÖ Mensuplarının buradaki malları satılarak dolar olarak yurt dışına giden paranın 150 milyor doların üzerinde olduğu ifade ediliyor.
Bankalardan çıkan para, kuryenin götürdüğü para, şahıs paraları ile Türkiye ekonomisini nasıl dip yaptığını bir düşünün 450 milyar dolarlardan söz ediliyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Çatı İddianamesi'nde, FETÖ/PDY’nin Türkiye ve dünyadaki toplam ekonomik yapılanmasının yaklaşık 150 milyar dolarlık ekonomik değere ulaştığı değerlendirilmişti. Bu büyüklüğün içinde banka, okul, yurt, dershane, medya kuruluşu, şirket ve çeşitli ticari varlıklar bulunuyordu. Kurye ve Banka üzerinden giden, şahıslara giden paraların 450 Milyar Doları aştığı ifade ediliyor.
Dolayısıyla:
150 milyar dolar = Türkiye’den yurt dışına kaçırılan para diğer giden paralar, TL üzerinde atom bombası gibi düşmesi ile paramız bu kadar değer kayıp etti.
Bunu birbirinden ayırmak zorundayız.
Peki 15 Temmuz’dan sonra ne oldu?
Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri de budur.
15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra örgüt mensubu olduğu değerlendirilen çok sayıda kişi Türkiye’den ayrılarak başta ABD ve Avrupa olmak üzere farklı ülkelere gitti.
FETÖ’nün yurt dışındaki yapılanmasının da oldukça geniş olduğu, örgütün yaklaşık 160 ülkede eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve şirketler üzerinden faaliyet gösterdiğinin değerlendirildiği resmî kaynaklarda yer aldı.
Peki beraberinde ne kadar para götürüldü?
İşte burada devletin önümüze koyması gereken çok önemli bir tablo var.
15 Temmuz 2016’dan bugüne FETÖ bağlantılı olarak Türkiye’den yurt dışına çıkarıldığı kesinleşmiş toplam para miktarı nedir?
Bu sorunun kamuoyuna açıklanmış, herkesin üzerinde mutabık olduğu tek bir cevabı yok. az yukarıya dönelim yurt dışına kaçan para bir anda Türkiye geri dönse ekonomi nasıl olur ?
Türkiye’de bulunan evler, iş yerleri, şirketler, arsalar, bağlar, bahçeler ve diğer taşınmazların satılması…
Paraların bankalar üzerinden aktarılması… yada kurye üzerinden aktarılması ile Türkiye ekonomisi her gün dibe vurmaya başlamıştı. bugün bir de başımıza Süleymancılar çıktık , bunlarda yeni değil 50 yıldır varlardı.
Döviz ve altına çevrilmesi…
Farklı kişiler ve şirketler üzerinden transfer yapılması…
Bunların tamamı devlet tarafından araştırılmalıdır.
Para nereye gitti?
FETÖ’nün yurt dışındaki yapılanması yalnızca bir veya iki ülkeyle sınırlı değildi.
ABD başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, Balkanlar, Afrika ve Orta Asya’da geniş bir yapılanmadan söz ediliyor.
Dolayısıyla mesele sadece “Türkiye’den ne kadar para çıktı?” sorusu değildir.
Bir başka soru daha vardır:
Bu para nerede toplandı, hangi şirketlerde değerlendirildi, hangi taşınmazlara yatırıldı ve bugün kimin kontrolündedir?
İşte devletin yapması gereken çalışma tam da budur.
Süleymancılar meselesi de araştırılmalı
Aynı hassasiyet, başka yapılar açısından da geçerlidir.
Örneğin kamuoyuna yansıyan bazı iddialarda Süleymancılarla bağlantılı olduğu ileri sürülen yurt dışındaki faaliyetler ve yüksek miktarlı para transferleri gündeme getirildi.
Benim burada söylediğim şudur:
Bir yapı hakkında iddia varsa, devlet bunu araştırmalıdır.
Doğruysa ortaya koymalıdır.
Yanlışsa da açıkça yanlış olduğunu söylemelidir.
Ben gazeteciyim.
Kimsenin suçunu peşinen ilan etmek benim görevim değildir.
Ama devletin kaynaklarının nasıl toplandığını, nereye aktarıldığını ve yurt dışına nasıl çıkarıldığını sormak benim görevimdir.
Türkiye’nin parası neden dışarı gider?
Sevgili Okurlarım,
Bugün Türkiye’nin ekonomik sorunlarını yalnızca döviz kuruna, faize veya enflasyona bağlamak da doğru değildir.
Bir ülkenin ekonomik gücü, ürettiği kadar sermayesini ne kadar koruyabildiğiyle de ilgilidir.
Türkiye’den yurt dışına çıkan her dolar kötü değildir.
İthalat yapılır.
İhracat yapılır.
Yurt dışında yatırım yapılır.
Öğrenci eğitim görür.
Türk şirketleri dünya pazarlarında faaliyet gösterir.
Bunlar ekonominin doğal hareketleridir.
Ancak kayıt dışı, kaynağı belirsiz veya suç gelirleriyle bağlantılı para hareketleri varsa, bunun üzerine kararlılıkla gidilmelidir.
Devletin önünde büyük bir görev var
Ben buradan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e bir kez daha sesleniyorum:
Türkiye’den yurt dışına çıkan sermayenin kaynağı ve amacı konusunda çok daha şeffaf bir sistem kurulmalıdır. Yurt dışına kaçırılan örgüt paraları ve şahıs paralarının açık ortaya koymalıdır.
Kim ne kadar para gönderiyor?
Hangi amaçla gönderiyor?
Para hangi ülkede hangi hesaba gidiyor?
Şirketler üzerinden hangi transferler yapılıyor?
Türkiye’de satılan taşınmazların bedelleri nereye aktarılıyor?
15 Temmuz sonrası FETÖ soruşturmaları kapsamında tespit edilen para ve varlıkların toplamı ne kadar?
Yurt dışına çıkarıldığı belirlenen miktar nedir?
Bunların tamamı kamuoyuna açıklanmalıdır.
Çünkü milletin hakkı olan bilgi, milletin önünden saklanmamalıdır.
Son söz
Türkiye’yi kim batırdı?
Bu sorunun cevabını tek bir kişiye, tek bir hükümete veya tek bir örgüte bağlamak kolaycılık olur.
Ama yıllardır Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının nasıl kullanıldığını, kimlerin servet sahibi olduğunu ve ne kadar sermayenin yurt dışına çıktığını sormazsak, yarın aynı sorunları tekrar yaşarız.
Bugün yapılması gereken kavga etmek değil, hesap çıkarmaktır.
Devlet bütün kurumlarıyla geçmişten bugüne para hareketlerini incelemeli; hukuka aykırı olanı tespit etmeli, suç varsa üzerine gitmeli ve sonucunu da milletle paylaşmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca doların 1,34 liradan 47 liralara gelmesi değildir.
Mesele, Türkiye’nin parasının ve sermayesinin neden sürekli değer kaybettiğini anlayabilmektir.
Gerçekleri konuşmadan Türkiye ekonomisini düzeltemeyiz.
Kalın sağlıcakla.