Dijital çağ hayatımızın her alanını değiştirdi. Cep telefonları, tabletler ve sosyal medya hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girdi. Ancak bu değişimle birlikte önemli bir alışkanlığımızı da kaybetmeye başladık: Okumak!
Gazete okumuyoruz, dergi okumuyoruz, kitap okumuyoruz…
Peki, okumayı nasıl yeniden öğreneceğiz?
Bence işe çocuklarımızdan başlamamız gerekiyor.
Çocuklarımıza küçük yaşta kitap sevgisini kazandırmalıyız. Evlerimizde mutlaka bir kitaplık, mümkünse küçük de olsa bir aile kütüphanesi bulunmalı. Çocuklarımız anne ve babasını kitap okurken görmeli. Çünkü çocuk, söylenenden çok gördüğünü öğrenir.
Bir evde televizyon, bilgisayar ve telefon varsa ama kitap yoksa, orada önemli bir eksiklik var demektir.
Gazete ve dergi de okunmalı
Kitap okumak kadar gazete ve dergi okumak da önemlidir.
Gazete bize yaşadığımız şehri, ülkeyi ve dünyayı tanıtır. Dergiler ise belirli alanlarda daha derin bilgiler verir. Kitap geçmişimizi ve geleceğimizi anlamamıza yardımcı olur.
Bugün birçok insan sosyal medyada birkaç dakikalık videolarla bilgi sahibi olduğunu düşünüyor. Oysa bilgi, araştırmadan, okumadan ve düşünmeden kalıcı hale gelmez.
Okumayan insanın hafızası başkalarının anlattıklarıyla şekillenir. Okuyan insan ise kendi fikrini oluşturur.
Tarihimizi bilmeden geleceğe yürüyemeyiz
Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin yakın tarihimizi iyi öğrenmesi gerekiyor.
En azından 1850'lerden bugüne kadar uzanan yaklaşık 150-175 yıllık tarihimizin önemli dönüm noktalarını bilmeliyiz. Osmanlı Devleti'nin son dönemini, Birinci Dünya Savaşı'nı, Millî Mücadele'yi, Cumhuriyet'in kuruluşunu ve sonrasında yaşanan gelişmeleri kitaplardan öğrenmeliyiz.
Tarih sadece geçmişte yaşanan olayları bilmek değildir. Bugünü anlamanın ve geleceğe doğru bakmanın anahtarıdır.
Osmanlı Devleti'nin son döneminde yaşananları, devletin nasıl parçalandığını, Sultan Vahdettin'in hayatının son dönemini ve 1926 yılında İtalya'nın San Remo şehrinde vefat ettikten sonra Şam'da defnedilmesini bile doğru kaynaklardan okumalı ve öğrenmeliyiz.
Çünkü bilmediğimiz tarihi başkalarının yorumlarından öğrenirsek, kendi geçmişimize başkalarının gözünden bakmak zorunda kalırız.
Kitap fuarları bir fırsattır
Kahramanmaraş'ta 16-25 Ekim 2026 tarihleri arasında KAFUM Fuar Alanı'nda 11. Kitap Fuarı düzenlenecek.
Şehrimiz adına önemli ve güzel bir organizasyon.
Ancak kitap fuarının gerçek anlamda başarılı olması, yalnızca fuarın kurulmasıyla değil, Kahramanmaraşlıların fuara gidip kitapla buluşmasıyla mümkündür.
Çocuklarımızı alıp fuara götürelim.
Gençlerimizi kitaplarla buluşturalım.
Mahalli yazarlarımızın eserlerine sahip çıkalım. Evimizin kitaplığına yılda birkaç yeni kitap ekleyelim. Bir yılda birkaç roman, birkaç tarih kitabı okuyalım.
Çocuğumuza pahalı bir oyuncak almaktan önce bir kitap almayı düşünelim.
Çünkü oyuncak bir süre sonra kenara bırakılabilir; kitap ise insanın hayatına yön verebilir.
Unutmayalım:
Kitap okuyan insan düşünür.
Düşünen insan sorgular.
Sorgulayan insan doğruyu arar.
Doğruyu arayan toplum ise güçlü olur.
Bu nedenle mesele sadece bir kitap fuarı değildir.
Mesele, okuyan bir nesil yetiştirmektir.
Mesele, çocuklarımıza telefon ve tabletin yanında kitabı da sevdirmektir.
Mesele, gazete ve dergi okuyarak yaşadığımız şehri, ülkemizi ve dünyayı takip etmektir.
Mesele, geçmişimizi bilerek geleceğimizi kurmaktır.
Ben başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere bütün hemşehrilerimizi 16-25 Ekim tarihleri arasında KAFUM'da düzenlenecek 11. Kitap Fuarı'na davet ediyorum.
Gelin, fuara sadece gezmeye değil, bir kitap almaya ve okumaya karar vererek gidelim.
Çünkü okumayı yeniden öğrenmenin zamanı geldi.
Kalın sağlıcakla.