Biz yetiştik geldik... Bizim çocukluğumuzda "tellal" vardı. Üç beş kuruş verirdiniz, tellal sokak sokak dolaşır;
"Ökkeş Emmi'nin beyaz eşeği kayboldu. Bulana ödül verilecektir!"
diye bağırırdı.
O günün reklamı ve tanıtımı buydu.
Bugün ise tellalın yerini sosyal medya, televizyonlar, internet siteleri ve dijital iletişim ağları aldı. Gündemi belirleyen artık sokak değil, ekranlar ve sosyal medya platformları.
Benim kanaatime göre CHP, özellikle 2017 yılından itibaren kamuoyu oluşturma ve gündem belirleme konusunda bu iletişim araçlarını oldukça etkili kullanmaya başladı.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 15 Haziran 2017 tarihinde Ankara Güvenpark'tan başlattığı Adalet Yürüyüşü oldu. Yaklaşık 450 kilometre süren yürüyüş, 9 Temmuz 2017'de İstanbul Maltepe'de düzenlenen büyük mitingle sona erdi.
Tam 25 gün boyunca Türkiye'nin gündeminden inmedi. Gazeteler, televizyonlar ve sosyal medya her gün yürüyüşü konuştu. İletişim açısından bakıldığında, bu süreç CHP'nin en fazla görünür olduğu dönemlerden biri olarak hafızalara kazındı.
Aradan yıllar geçti.
CHP'nin tartışmalara konu olan 38. Olağan Kurultayı, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara Spor Salonu'nda yapıldı. İkinci tur oylamada Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'nu geride bırakarak CHP Genel Başkanı seçildi.
Ancak kurultay tartışmaları bununla da bitmedi.
Kurultayın iptali ve "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) iddiasıyla çeşitli davalar açıldı. İlk dava 17 Nisan 2025 tarihinde Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Davaların temelinde, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegelerin başvuruları yer aldı. Başvurularda, delegelerin iradesinin usulsüz şekilde etkilendiği ve kurultay sürecinde hukuka aykırılıklar bulunduğu iddia edildi. Yargı süreci ise hâlen kamuoyunun yakından takip ettiği başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Şimdi kitabın tam orta yerinden okuyorum...
2017'den bugüne CHP'nin, kamuoyu oluşturma konusunda iletişim araçlarını ve sosyal medyayı etkili kullandığını görüyoruz. Siyasette artık sadece miting yapmak yetmiyor; gündemi belirlemek de en az miting kadar önem taşıyor.
Televizyonlar, gazeteler ve sosyal medya her gün yeni bir tartışmayı ekranlara taşıyor. Bazen habercilik ile siyasi gündem oluşturma arasındaki çizginin de kamuoyunda tartışıldığına şahit oluyoruz.
CHP mi? Yeni Parti mi?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı açıklamalarda;
"Kimseye belediye başkanlığı sözü vermem, kimseye milletvekilliği sözü vermem."
ifadeleri dikkat çekiyor.
Özgür Özel cephesinden ise yeni döneme ilişkin farklı değerlendirmeler ve açıklamalar geliyor.
Biz ise neredeyse her gün CHP konuşuyor, her sabah yeni bir siyasi tartışmayla uyanıyoruz. Bakalım bundan sonra Türkiye'nin siyasi gündeminde hangi yeni başlıklar öne çıkacak?
Yazımı büyük halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif'in dizeleriyle noktalıyorum:
İtimadım yoktur gayri dünyada
Gizli sırlarımı demem ben yâda
Koskoca dünyada ufacık oda
Kul Mahzuni sarhoşmuş bilmedim.
Son Söz:
Siyasette kapılar hiçbir zaman tamamen kapanmaz.
Bugün AK Parti'den, MHP'den, BBP'den ya da başka bir sağ partiden isimler CHP'ye geçebilir; aynı şekilde CHP'den de farklı siyasi hareketlere katılımlar olabilir. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği...
Siyasette dün söylenenle bugün yaşananın her zaman aynı olmadığını Türkiye defalarca gördü.
Kalın sağlıcakla...