Menü Sultan Şehir Gazetesi
Bekir DOĞAN/ Gazeteci Yazar

Bekir DOĞAN/ Gazeteci Yazar

Tarih: 17.10.2026 13:16

AHLAKSIZ AKIM AİLEYİ YOK EDİYOR!

Facebook Twitter Linked-in

Nereye gidiyoruz? Toplum olarak hangi değerlerimizi kaybettik? Sosyal medyada birkaç beğeni, binlerce izlenme ve fenomen olma uğruna nelerden vazgeçiyoruz?

Son günlerde sosyal medyaya yansıyan bazı görüntüler, toplumun ahlaki değerleri ve aile yapısı açısından düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor. Düğünlerde ve özel eğlencelerde sınırları zorlayan danslar, mahremiyeti hiçe sayan davranışlar ve sırf dikkat çekmek için sergilenen uygunsuz gösteriler, ne yazık ki normalleştirilmeye çalışılıyor.

Bir zamanlar ayıplanan davranışlar, bugün sosyal medyada alkış topluyorsa burada ciddi bir sorun var demektir.

Gördüğüm bir olay : Ahlaksızlığın dip yaptığı yer , rüya mı görüyorum , Elbette eğlenmek, dans etmek, genç olmak ve hayatın tadını çıkarmak suç değildir. Ancak eğlence adı altında insanın kendisine duyduğu saygıyı, aile mahremiyetini ve toplumsal değerleri hiçe saymak başka bir meseledir.

Bugün bazı kişiler, sosyal medyada fenomen olmak uğruna özel hayatlarını sergilemekten çekinmiyor. Daha fazla izlenmek, daha çok beğeni almak ve gündeme gelmek için her türlü sınırı zorlayabiliyor. Üstelik bu görüntüler yalnızca onları değil, ailelerini ve yetişen genç kuşakları da etkiliyor.

Peki, bu yarışın sonu nereye varacak?

AİLE VARSA TOPLUM VARDIR!
Aile, toplumun temel taşıdır. Çocuğa ilk terbiyeyi aile verir; saygıyı, sevgiyi, mahremiyeti ve sorumluluğu aile öğretir. Okul bilgi kazandırır, üniversite meslek sahibi yapar; fakat insanın karakterinin oluşmasında aile terbiyesinin ve yaşadığı çevrenin büyük payı vardır.

Dünyanın en iyi üniversitesinden mezun olmuş bir insan, başkasına saygı duymayı, doğruyla yanlışı ayırt etmeyi ve sorumluluk taşımayı öğrenememişse aldığı eğitimi hayatına gerektiği gibi yansıtamamış demektir.

Diploma insanı meslek sahibi yapar; ahlak, insan olmanın sorumluluğunu öğretir.

Burada bütün gençlerimizi aynı kefeye koymak da doğru değildir. Gençlerimizin arasında bilime, sanata, spora, ailesine ve ülkesine değer veren binlerce evladımız var. Onların emeğini ve başarısını görmezden gelemeyiz. Ancak yanlış davranışların sırf moda veya eğlence adı altında yaygınlaştırılmasına da sessiz kalamayız.

SOSYAL MEDYA UĞRUNA DEĞERLERİMİZİ KAYBETMEYELİM!
Sosyal medya bir iletişim aracıdır. Doğru kullanıldığında bilgiye ulaşmayı, insanları bir araya getirmeyi ve başarıları duyurmayı sağlar. Fakat izlenme ve beğeni hırsı, insanın muhakemesinin önüne geçtiğinde bu araç ciddi bir sorun hâline gelebilir.

Bugün bazı kişiler, kendilerine ait özel anları bile başkalarının ilgisini çekmek için paylaşabiliyor. Gençler, takipçi sayısını değer ölçüsü; görünürlüğü başarı; sınır tanımamayı özgürlük zannedebiliyor.

Oysa her izlenen davranış doğru, her alkışlanan hareket örnek alınacak davranış değildir.

Bir görüntünün milyonlarca kez izlenmesi, onun topluma fayda sağladığı anlamına gelmez. Bazen en çok izlenen şey, üzerinde en çok düşünmemiz gereken şeydir.

ANNE BABALARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Anne ve babalar olarak çocuklarımızın yalnızca okul başarısıyla, sınav sonuçlarıyla ve kazandıkları parayla ilgilenmemeliyiz. Kimlerle arkadaşlık yaptıklarını, sosyal medyada neler izlediklerini ve hangi davranışları örnek aldıklarını da önemsemeliyiz.

Çocuklarımıza baskı kurmak yerine onları dinlemeli, yasaklamakla yetinmek yerine nedenlerini anlatmalı, kendi davranışlarımızla örnek olmalıyız.

Çünkü çocuk, çoğu zaman söyleneni değil, gördüğünü öğrenir.

Devletin, eğitim kurumlarının, ailelerin ve sosyal medya platformlarının da sorumluluğu vardır. Özellikle çocukları ve gençleri hedef alan zararlı içeriklere karşı bilinçli hareket edilmeli; kişilerin özel hayatı ve mahremiyeti korunmalıdır.

Ancak bütün sorumluluğu gençlere yükleyip yetişkinlerin kendi davranışlarını sorgulamaması da doğru değildir.

SON SÖZÜM…
Sevgili Okurlarım,

Bizim kültürümüzde düğün, ailelerin bir araya geldiği; sevinçlerin paylaşıldığı, büyüklerin hayır duasının alındığı özel bir gündür. Eğlenmenin de bir adabı, özgürlüğün de bir sorumluluğu vardır.

Kimsenin hayatına müdahale etmek, insanları aşağılamak veya gençleri topluca suçlamak niyetinde değilim. Benim kaygım; beğeni uğruna mahremiyetin değersizleşmesi, ahlaki sınırların anlamsız görülmesi ve aile bağlarının zayıflamasıdır.

Ahlak, yalnızca başkalarının bizi gördüğü yerde değil, kimsenin bizi görmediği yerde de doğru olanı yapabilmektir.

Fenomen olmak için kişiliğimizi, takipçi kazanmak için değerlerimizi, birkaç dakikalık şöhret için aile huzurumuzu feda etmeyelim.

Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras ev, araba veya para değil; dürüstlük, saygı, vicdan ve güzel ahlaktır.

Unutmayalım: Aile zayıflarsa toplum zayıflar. Aile güçlenirse gelecek güçlenir.

Gelin, sosyal medyanın geçici alkışlarına değil, kalıcı değerlere sahip çıkalım. Çünkü bir toplumun gerçek zenginliği, sahip olduğu takipçi sayısıyla değil, yetiştirdiği insanların karakteriyle ölçülür.

Kızların kilotlarını çıkararak düğünde oynamaları , kilotlarını mendil gibi sallamaları ne kadar Türk Toplumunun ahlakı ile bağdaşıyor.

Bugünlük bu kadar

Kalın Sağlıcakla


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —