Bu yazımda 4 Eylül Sivas kongresi ‘ne ve Sivas ‘a farklı bir açıdan bakmaya çalıştım keyifli okumalar dilerim.
Bazı şehirler vardır; tarih onları yazar.
Bazı şehirler vardır; tarihin kendisini yazar.
Sivas, işte o şehirlerden biridir.
4 Eylül 1919…
Anadolu’nun karanlık günlerinde, milletin geleceğinin belirsiz olduğu bir dönemde Sivas’ta bir irade ortaya çıktı. Memleketin dört bir yanından gelen insanlar burada aynı sorunun etrafında birleşti:
“Bu vatanın geleceği ne olacak?”
Verilen cevap ise tarihin sayfalarına yalnızca mürekkeple değil, milletin iradesiyle yazıldı.
“Millet kendi geleceğine sahip çıkacaktır.”
Sivas Kongresi’nin anlamı tam da burada başlar.
Çünkü 4 Eylül, yalnızca delegelerin bir salonda toplanmasından ibaret değildir.
4 Eylül;
bir milletin umutsuzluğa teslim olmamasıdır.
4 Eylül;
“Bitti” denilen yerde yeniden ayağa kalkmaktır.
4 Eylül;birlik olmanın, ortak aklın ve bağımsız yaşama iradesinin sembolüdür.
Aradan 107 yıl geçti.
Bugün o günleri anarken elbette gurur duyuyoruz.
Fakat yalnızca gurur duymak yeterli mi?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Çünkü tarih, sadece alkışlamak için değil, hesaplaşmak ve ders çıkarmak için de vardır.
1919’un Sivas’ında insanların imkânları bugünkü kadar geniş değildi.
Ulaşım yoktu.
Haberleşme bugünkü gibi değildi.
Ekonomik şartlar son derece ağırdı.
Fakat bir şey vardı:
Birbirlerine güveniyorlardı.
Bugün teknoloji çağındayız.
Dünyanın öbür ucundaki insanla saniyeler içinde konuşabiliyoruz.
Bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.
Fakat birbirimizi dinlemekte neden bu kadar zorlanıyoruz?
Aynı şehirde yaşayan insanlar neden birbirine bu kadar uzak?
Aynı vatanı paylaşan insanlar neden farklı düşünceleri nedeniyle birbirini düşmanlaştırıyor?
İşte 4 Eylül’ün bugüne bıraktığı en büyük derslerden biri de budur.
Birlik, aynı düşünmek değildir.
Birlik; farklı düşüncelere rağmen ortak bir gelecekte buluşabilmektir.
Sivas Kongresi’nde farklı bölgelerden gelen insanlar vardı.
Farklı düşünceler vardı.
Farklı endişeler vardı.
Ama ortak bir payda vardı:
Vatan.Bugün bizim de yeniden hatırlamamız gereken kelime belki de budur:
Ortak payda.
Çünkü memleket meseleleri kişisel hesaplardan büyüktür.
Bir şehrin geleceği günlük tartışmalardan büyüktür.
Bir milletin kaderi siyasi çekişmelerden büyüktür.Ve Sivas’ın tarihi, bize bu gerçeği tekrar tekrar hatırlatmaktadır.
Peki bugün Sivas ne durumda?
Bu soruyu sormaktan korkmamalıyız.
Tarihiyle övünen ama gençlerini başka şehirlere gönderen bir Sivas mı?
Geçmişiyle gurur duyan ama geleceğini yeterince konuşamayan bir Sivas mı?
Kongreler şehri olarak anılan ama bugün ortak hedefler etrafında yeterince kenetlenemeyen bir Sivas mı?
Bu soruların cevabını vermek hepimizin görevidir.
Çünkü Sivas yalnızca geçmişiyle yaşamamalıdır.
Sivas’ın geleceği de tarih kadar güçlü olmalıdır.
Gençlerimiz burada okuyabilmeli.
Burada iş bulabilmeli.
Burada üretebilmeli.
Burada hayal kurabilmeli.
Çiftçimiz toprağından kopmamalı.
Esnafımız ayakta kalabilmeli.
Sanayicimiz yatırım yapabilmeli.
Üniversitelerimiz şehrin geleceğine daha fazla katkı sunabilmeli.
Kültürümüz, türkülerimiz, âşıklık geleneğimiz, tarihimiz ve kadim şehir kimliğimiz gelecek nesillere aktarılabilmeli.
İşte 4 Eylül ruhunu yaşatmak budur.
Sadece bayrak asmak değil…
Sadece tören yapmak değil…
Sadece geçmişte yaşananları anlatmak değil…
Geçmişten aldığımız emaneti geleceğe taşımaktır.
Bugün Sivas’ın her taşında 4 Eylül’ün hatırası vardır.
Ama asıl mesele, o taşların bize ne söylediğini duyabilmektir.
Sivas bize şunu söylüyor:
“Zor zamanlarda kenetlen.”
“Umudunu kaybetme.”
“Kendi geleceğine sahip çık.”
“Birlikte düşün, birlikte üret, birlikte yürü.”
107 yıl önce burada yakılan umut ateşi, bugün hâlâ yanıyorsa bunun sebebi yalnızca tarih değildir.
Bu ateş, milletin hafızasında hâlâ canlı olduğu içindir.
Şimdi bize düşen, o ateşi söndürmemektir.
Sivas’ın geleceğini konuşmak…
Gençlerin geleceğini konuşmak…
Türkiye’nin geleceğini konuşmak…
Ve bütün bunları yaparken birbirimizi dinlemek…
Belki de bugün yapabileceğimiz en büyük 4 Eylül budur.
Çünkü 4 Eylül bir hatıra değil, bir sorumluluktur.
Ve o sorumluluk hepimizin omuzlarındadır.
Bugün 4 Eylül’e baktığımızda yalnızca 1919’u görmeyelim.
Kendimizi de görelim.
Çünkü 1919’un insanları bize bir ülke bıraktı.
Biz 2026’nın insanları olarak gelecek nesillere ne bırakacağız?
İşte asıl mesele budur.
Sivas’ın tarihi bize büyük bir miras bırakmıştır.
Şimdi sıra bizdedir.
Geçmişimize layık bir gelecek inşa etmek zorundayız.
Çünkü Sivas sadece Kongre’nin yapıldığı şehir değildir.
Sivas, milletin iradesinin ayağa kalktığı şehirdir.
Ve o iradenin adı bugün de aynıdır:
Birlik.
Bağımsızlık.
Vatan.
Millet.
Umuttur.
4 Eylül 1919’un ışığı, bugün de yolumuzu aydınlatsın.
Sivas’ın taşına, toprağına, insanına ve tarihine selam olsun.
4 Eylül kutlu olsun.
Sivas var oldukça, 4 Eylül ruhu da yaşayacaktır.
Saygılarımla!!!