Orhan ARSLAN /Eğitimci -Yazar


VAHŞİ KAPİTALİZMİN ÇARKLARI DÖNÜYOR

TÜKETİM ÇILGINLIĞININ ZİRVE YAPMASI için uydurulan günler... Böylece gelir dağılımındaki makasın giderek daha acımasız bir hal alacağı gerçekler...


Evet  haydi bakalım  çılgınca  para  harcamaya,  koşun  durmayın... Nasıl olsa cebinizde emrinize  amade  hazır  kredi  kartınız  var. Gelirinizle  uyumlu  olmayan kredi  kartlarınız  sizin geleceğinizi karartıyor...
İşte size  bu  çılgınlığı  teşvik edecek  günler... Sırası ile  arzı  endam ediyor... Tutun, yakalayın birini...
Bu çılgın  tüketim  gerçeğinin arkasından, gelir  dağılımdan  dolayı meydana gelecek sosyal patlamalara,  kapı  aralamaya hazırlıklı olunuz... İşte o geçeklerde, hırsızlık, gasp, yaralama, sahtekarlık, gibi vasıflarla donatılmış  insan gerçeği var. Bakınız her gün biraz daha emek harcamadan para kazanma hevesli insanların dolandırıldığı  haberleri ile güne uyanıyoruz... Yahut  bu  gerçeklere  dayalı cinayete varan adli vakalar ile... Kumar  oynamanın adı şekil  değiştirmiş  gibi  geliyor  insana. Ya kazanırsam!  Mantığı  hakim olmuş. Emeksiz  para  kazanma hırsı insanlara...

Bakın çevrenize, insanlar farklı bir duygu ortamına  sürükleniyor. Cicili, gösterişli, albenisi olan vitrinler  sizleri adeta  teslim alıyor. Köle ediyor...  ‘Sevgililer Günü’ temalı vitrinlere bakmak için  çarşı  pazar  dolaşan  milyonlar... Üstelik TV Ekranlarında reklamlar da  reklamlar... Adeta insanları esir  almaya çalışıyorlar. Öyle ya, eğer bugün hatırına bir hediye alamazsanız eşinizi, sevmiyorsunuz demektir! Bu anlayışın  topluma bir bağımlılık yaratan  aşı gibi  tutturulmaya  çalışıldığına  şahit  oluyoruz...

Sevmenin sevilmekten bir adım geriden geldiği zamanlar... Sevmenin bile maddi  imkanlarla ölçüldüğü bir anı yaşıyoruz.  

İnsanların sevmeye değil de daha çok nasıl sevilebilirim için yatırım yaptığı ve ölçüsünün  hediyeleşmek adına dönüştüğü  anları yaşıyoruz.  

Çiçekleri sevdiğini iddia edip, onları kopararak en sevdiğine armağan etmeye çalışan insanların bocaladığı samimiyetsiz zamanlar...
“Sen benimsin” Demenin aşk olduğunu zannedenlerin, “Ben seninim,” Diyenlerle kavgasına denk geldiğimiz zamanlar...
Yaşasın Kapitalizm,  sloganlarının hayata geçtiği  anların adıdır,  günler,  .....günler,  .....günler...

Evet haydi bakalım hangi  günden almak istersiniz? Buyurunuz...

Sonuç,  israf  ve  arkasından gelen tükeniş, bitiş, iflas...

Bakınız  kredi  kartı  harcamalarının vardığı  nokta her geçen gün  zirve  yapıyor.  Tüket, alışveriş yap, şunu da al,  bunu da al... Beynimiz  otomatikman  tüketmeye  yönelmiş durumda. Sanki bir esir  gibi,  Tercih etme şansı  kalmamış... Böyle olunca hangi  gelir  sizin bu israf ekonominizi  karşılar,  hangi  gelir  sizi  tasarruf etmeye  yöneltir... Devlet insanların bu gereksiz  harcamalarını  kontrol etmek adına, bir nevi önlerine  sat  çekmenin  uğraşını  veriyor. Durmadan yeni değişiklikler  yapıyor. Bu gidişatın sonunun iyi olmadığını  gördüğü için, önüne  setler  çekmeye  çalışıyor.

Çünkü  adliye  koridorları bu  tür  davların  dosyaları ile  dolup, taşıyor...

Oysa inancımız defalarca  israf etmeyiniz  diye uyaran  ilahi mesajları her zaman insanoğluna hatırlatmaktadır.
Irmaktan abdest alan  arkadaşına,'' Suyu israf etmeyiniz...'' Uyarısında bulunan Peygamberin (A.S.) peşinden gidenlerin  bu  duyarsızlığını anlamak  mümkün değil...

Fazla  söze ne hacet, çöpe  atılan yemekleri, ekmekleri, görmemiz  bu  gözler için sıradan bir manzara  olmuştur...
Allah'ım  sen bize  acı,  merhamet et... Akıl, fikir, iman nasip et...