Orhan ARSLAN /Eğitimci -Yazar


MUSA DEMİRCİ’Yİ UĞURLARKEN

''MUHTEREM MUSA DEMİRCİ BEYİ RAMHETLE ANARKEN!..


 

Adaşı ve yol arkadaşı olan Musa UZUNKAYA Beyin değerlendirmesinin bir kısmın alacağım. Çünkü, mesai arkadaşı idi.

Musa Uzunkaya

''MUHTEREM MUSA DEMİRCİ

BEYİ RAMHETLE ANARKEN!..

19,20 ve 21. Dönem REFAH ve FAZİLET PARTİSİ SİVAS MİLLETVEKİLLİĞİ ve 54. CUMHRİYET HÜKÜMETİNİN TARIM BAKANLIĞI görevlerini bi hakkın icra ve ifa eden,

Merhum ERBAKAN HOCAMIZIN GENEL BAŞKAN YARDIMCILIKLARINI onur ve başarıyla ikmal eden Aziz dost ve ağabeyimiz, MUSA DEMİRCİ BEY, bu fani dünyadaki tüm insani ve İslami görevlerini de itmam ederek, “ IRCI’I!...” fermanına ram olum, bir mübarek Ramazan Ayı’nın son ve en kıymetli, cehennemden azat olma müjdesinin verildiği “ seyyidü’l- eyyam” olan CUMA sabahı, gerçek ve yüce dosta, HAKK’A yürüdü.

Kalın ve gür kaşlarının altından sert gibi gözüken, ancak şefkat, sevgi ve merhamet yüklü tebessüm dolu o bakışları,  tane tane ve çok dikkatle kurulan, her ne olursa olsun karşısındakini ikna etme azminin saklı olduğu ciddi ve kararlı kelimelerle konuşmaları,  evimin karşısında bulunan parkta muhtereme eşiyle her sabah, ne sekize on kala, ne de sekizi on geçe değil, tam saat sekizde adımını atıp sabah spor ve yürüyüşünü yaz kış aksatmadan yapmaları ve bunu bir disiplin içinde yürütmeleri, karşılaşmalarımızda tebessümle sunulan selamları,  Milli Görüş davasına yaşayarak, koşarak ve konuşarak, geldiği makamlarda da iz bırakan icraatlar yaparak emanetin hakkını veren müstesna bir dava adamlığı şuurunu kuşanmış mücahitti.''

Bana gelince;

Ben Musa Beyi Erzurum Üniversitesi öğrencilik yıllarımızda ismini duymuştum. Gıyabi olarak tanışıyorduk.

Asıl yakın tanışıklığımız ise; 1978 yılı yaz aylarında olmuştu. Kendilerinin küçük kardeşi Rahmetlik Meftuni bey, Erzurum Üniversitesinde okuyordu. Yaz aylarında, elim bir kaza sonucu kendisini kaybetmiştik. Sivas Numune Hastahanesinde tedavi edilirken, geçirdiği kazadan sonra; vefat etti. Allah rahmet eylesin...

Kendilerinin yeğeni olan Sadi Demirci bey, Erzurum Üniversitesi İslami İlimler fakültesini kazanmış idi. Ancak bu elim kazadan sonra, Sadi Bey, Erzurum’a gelmek istememişti. İşte o zaman hem arkadaşım ve kadim dostumuz olan Abisi Berat Demirci bey ve Musa Abi, bizi; Sadi beyi, Erzurum’a götürme işi ile görevlendirmişlerdi. Sadi Bey, benim gibi dik ve haksızlığa boyun eğmeyen biri idi. Kısacası tam bir delikanlı idi. Eeee, onu ikna edip Erzurum’a götürmek kolay değildi.

Sonradan kadim bir dostumuz olan Sadi Beyi ben Erzurum’a götürmek için, Sivas' tan Erzurum’a hareket ettik. Uzun ve meşakkatli bir öğrenim süreci başlamış oldu.

O, yıllarda hem Erzurum’u tanımak adına, hem de teşkilatçılık tarafımız ağır bastığı için; Sadi bey ile bizim ilgilenmemizi, istemişti. Biraz da, hareketli ve sahiplenici bir yapımız vardı.

Arkadaşlar, dostlar o nedenle, bize dayı, diye hitap ederlerdi.

Musa Bey, şöyle demişti. Hiç unutmam. Senin adına Dayı derler, ben sana Babalık sıfatını da ekliyorum. Sana Baba diye hitap edeceğim. Evet, İnşallah emanetlerine sahip çıkma görevini yerine getirmişimdir.

Nihayetinde Sadi Bey ile, Erzurum’da bir sene beraber otellerde, evlerde, yurtlarda, kaldık. Ben son sınıfta olduğum için; o, sene okulu bitirip Erzurum’dan ayrıldım. O, ise, Erzurum Üniversitesine devam etti.

Evet, en son görüştüğümüz Ankara’daki bürolarında, eski vekil arkadaşlarının yanında da; bize böyle hitap etmişti. Ben ise; O, büyüklük karşısında; küçüldüğüm kadar, küçülmüştüm. Ne güzel bir kelam idi; Ne kadar samimi bir ifade idi, ne mütevazi bir kelamdı ''Orhan Baba, nasılsın?''

Böyle hitabını Sayın Musa beyin bakanlığı zamanında bile; söylediğine şahit oluyordum. Çok mutluluk hissediyordum. Bu hitap, bir sevginin, bir sahiplenmenin, bir büyüklüğün, bir samimiyetin, mütevazi olmanın ifadesi idi. Aslında, kendisinin asıl baba olmasının büyüklüğünü ifade ediyordu. Evet, asıl baba, asıl dayı, kendileri idi.

Hele Aydın’da tarım il müdürü iken, Biz Sivas İHL güreş takımı ile Türkiye şampiyonasına gitmiştik. Malum en az dört gün sürüyordu. Bizi ağırlamak için, gösterdiği çabayı asla unutamam. Hatta, güreş müsabakalarında bir sporcumuza haksızlık olduğuna inandığım için, itiraz etmiş. Müsabakaların bir müddet durmasına sebep olmuştum. Musa Bey, o an salonda imiş. Akşamleyin evlerine iftar yemeğine davet etmişti. yine bana o samimi sözleri ile; '' Orhan Baba, yine haksızlığa karşı çıktın, ortalığı karıştırdın, demişti.'' Ben o, sözler karşısında utanmıştım. Terlediğimi hissediyordum.

Evet yine bir Ramazan günü Rabbine kavuştu...

Vekillik ve Bakanlık zamanında ve devam eden hayatı süresince, irtibatımız devam etti. Damadı öğrencimizdi. Sonradan, Dolaylı olarak, hısımlık oluşmuştu.

Şimdi, ey büyük Baba, ey büyük Dayı; ALLAH MEKANINI CENNET EYLESİN...

Kadir gecesi hürmetine cennet ile ödüllendirsin...

Cemaliyle şereflendirsin, onu ve tüm geçmişlerimizi mağfiret eylesin...

Ona ve tüm ölenlerimizin ruhlarına birer Fatiha...

Selam ve dua...