İsmail TİMUÇİN


ÇİFT BAŞLI KARTAL FİGÜRÜ

Kuvvet ve yücelik sembolü, göklerin mutlak hâkimi ve tüm göksel varlıkların kralı olan kartal, göğün en üst katında bulunur ve onun kapısını korur.


Tanrısal bir güce sahip olduğu düşünülen kartal, yeryüzünün üstünde uçarak onu kötülüklerden korumaktadır. Dünya üzerindeki tüm kültür çevrelerinde kartal hakkında benzer hikayeler söz konusudur. Türk Dünyası’nda da oldukça önemli ve sevilen bir figür olarak yerini aldığı görülmektedir. Örneğin Yakut Türkleri arasında kartal üzerine ant içme anlayışı söz konusudur. Gözlerini kırpmadan güneşe bakabilen bir kuş olan kartal, ateşin bile üstesinden gelir; kötü ruhları simgeleyen yılanı öldürücü güce sahip olması da daha çok sevilmesine neden olmuştur. Üstün nitelikleri nedeni ile; nazarlık, tılsım, güç, totem, mezar sembolü, hayat ağacı, aydınlık, şans, hava şartlarını belirleyen güç ve bilginlik gibi zengin anlamlarla karşımıza çıkmaktadır.

İlk kez Hititlerde (M.Ö. 2. Bin) görülen çift başlı kartalın, daha sonraları Orta Asya’da Gazneliler tarafından kullanıldığı da saptanmıştır. İran çevresinde biliniyor olmasının sonucu olarak Büyük Selçuklular tarafından imparatorluk amblemi olarak kullanılmıştır. Bizans döneminde de kullanılan kartal figürünün, çift başlı olarak tasvir edilmesinin Selçuklu etkisi ile gelişmiş olma ihtimali oldukça güçlüdür. Figür özellikle Hititler ve Selçuklular tarafından yoğun şekilde kullanılmıştır. Tarihi kaynaklardan gelen verilere göre; Anadolu Selçuklularının siyah renkli sancağı üzerinde altın renkli çift başlı kartal figürü bulunuyordu. Devlet ve Sultan arması olarak kullanıldığı, aynı dönemde inşa edilen, Kubadabad Sarayı (1236) çinilerindeki çift başlı kartal figürlerinin üzerinde yazılı olan el-Sultan kelimesine bakılarak söylenebilir. Koruyucu ve egemenlik kuran iki ruhla sembolize edilen Sultan, bakışı ile Doğu ve Batı’nın hâkimidir.

Taş, alçı, çini ve kumaş üzerinde karşımıza çıkan çift başlı kartal figürü; Orta Asya geleneklerinin etkisi ve kendisine karşı duyulan saygı nedeni ile Devlet ve Sultan arması olarak kabul görmüş ve sevilerek kullanılmıştır.   

ANADOLU’DA ÇİFT BAŞLI KARTAL FİGÜRÜ UYGULANAN YAPILAR

Diyarbakır Surları, Taş Üzerinde, 1208-09

Diyarbakır Artuklu Sarayı, 1200-1222

Artukoğulları Dönemi Sikke,12.-13. Yüzyıl

Konya İç Kale Surları, Taş Üzerinde, 1221

Konya Felekabad Kalesi, 13. yüzyıl

Sivas Kalesi, Alçı Üzerinde, 12.-13. Yüzyıl

Divriği Kalesi, Alçı Üzerinde, 12.-13. Yüzyıl

Divriği Ulu Camisi, Taş Üzerinde, 1228

Beyşehir Kubadabad Sarayı, Çini Üzerinde, 1236

Kayseri Döner Kümbet, Taş Üzerinde, 1276

Erzurum Hatuniye Medresesi, Taş Üzerinde, 13. Yüzyıl

Erzurum Yakutiye Medresesi, Taş Üzerinde, 1310

Niğde Hüdavent Hatun Türbesi, Taş Üzerinde, 1312

Niğde Sungur Bey Cami, 1335

Patnos Türbesi, 15. Yüzyıl

 

ÇİFT BAŞLI KARTAL FİGÜRÜ

 

Kuvvet ve yücelik sembolü, göklerin mutlak hâkimi ve tüm göksel varlıkların kralı olan kartal, göğün en üst katında bulunur ve onun kapısını korur. Tanrısal bir güce sahip olduğu düşünülen kartal, yeryüzünün üstünde uçarak onu kötülüklerden korumaktadır. Dünya üzerindeki tüm kültür çevrelerinde kartal hakkında benzer hikayeler söz konusudur. Türk Dünyası’nda da oldukça önemli ve sevilen bir figür olarak yerini aldığı görülmektedir. Örneğin Yakut Türkleri arasında kartal üzerine ant içme anlayışı söz konusudur. Gözlerini kırpmadan güneşe bakabilen bir kuş olan kartal, ateşin bile üstesinden gelir; kötü ruhları simgeleyen yılanı öldürücü güce sahip olması da daha çok sevilmesine neden olmuştur. Üstün nitelikleri nedeni ile; nazarlık, tılsım, güç, totem, mezar sembolü, hayat ağacı, aydınlık, şans, hava şartlarını belirleyen güç ve bilginlik gibi zengin anlamlarla karşımıza çıkmaktadır.

İlk kez Hititlerde (M.Ö. 2. Bin) görülen çift başlı kartalın, daha sonraları Orta Asya’da Gazneliler tarafından kullanıldığı da saptanmıştır. İran çevresinde biliniyor olmasının sonucu olarak Büyük Selçuklular tarafından imparatorluk amblemi olarak kullanılmıştır. Bizans döneminde de kullanılan kartal figürünün, çift başlı olarak tasvir edilmesinin Selçuklu etkisi ile gelişmiş olma ihtimali oldukça güçlüdür. Figür özellikle Hititler ve Selçuklular tarafından yoğun şekilde kullanılmıştır. Tarihi kaynaklardan gelen verilere göre; Anadolu Selçuklularının siyah renkli sancağı üzerinde altın renkli çift başlı kartal figürü bulunuyordu. Devlet ve Sultan arması olarak kullanıldığı, aynı dönemde inşa edilen, Kubadabad Sarayı (1236) çinilerindeki çift başlı kartal figürlerinin üzerinde yazılı olan el-Sultan kelimesine bakılarak söylenebilir. Koruyucu ve egemenlik kuran iki ruhla sembolize edilen Sultan, bakışı ile Doğu ve Batı’nın hâkimidir.

Taş, alçı, çini ve kumaş üzerinde karşımıza çıkan çift başlı kartal figürü; Orta Asya geleneklerinin etkisi ve kendisine karşı duyulan saygı nedeni ile Devlet ve Sultan arması olarak kabul görmüş ve sevilerek kullanılmıştır.   

ANADOLU’DA ÇİFT BAŞLI KARTAL FİGÜRÜ UYGULANAN YAPILAR

Diyarbakır Surları, Taş Üzerinde, 1208-09

Diyarbakır Artuklu Sarayı, 1200-1222

Artukoğulları Dönemi Sikke,12.-13. Yüzyıl

Konya İç Kale Surları, Taş Üzerinde, 1221

Konya Felekabad Kalesi, 13. yüzyıl

Sivas Kalesi, Alçı Üzerinde, 12.-13. Yüzyıl

Divriği Kalesi, Alçı Üzerinde, 12.-13. Yüzyıl

Divriği Ulu Camisi, Taş Üzerinde, 1228

Beyşehir Kubadabad Sarayı, Çini Üzerinde, 1236

Kayseri Döner Kümbet, Taş Üzerinde, 1276

Erzurum Hatuniye Medresesi, Taş Üzerinde, 13. Yüzyıl

Erzurum Yakutiye Medresesi, Taş Üzerinde, 1310

Niğde Hüdavent Hatun Türbesi, Taş Üzerinde, 1312

Niğde Sungur Bey Cami, 1335

Patnos Türbesi, 15. Yüzyıl