İsmail TİMUÇİN


ANNE´NİN-TARİFİ...!

Başkası? için yaşamaktır. Üstelik kim olduğunu, kim olacağını bilmeden. Kapalı bir mücevher kutusu için yorulmak, direnmek, kendini yaşamaktan fedakârlık yapmaktır. Yaşatmaya çalışmaktır.


ANNE´NİN-TARİFİ?!!!!!!!

Başkası? için yaşamaktır. Üstelik kim olduğunu, kim olacağını bilmeden. Kapalı bir mücevher kutusu için yorulmak, direnmek, kendini yaşamaktan fedakârlık yapmaktır. Yaşatmaya çalışmaktır.

Bu bir, ?misafir? ağırlama sanatıdır. Üstelik içinden gelen ?hedefleri?, aklından geçen ?gelecek?leri yutkunarak, kalbine gömerek, dışa vurmayarak, seyrederek, izleyerek takip ederek ve sadece keşfetmeye çalışarak yaşamaktır. Kendine emanet edilen ?Tanrı Misafiri?ne sabırla, bıkmadan, yorulmadan, kırılmadan hizmet etmek. ?Acaba kimdir? diye merak içinde ve özlemle geçecek uzun yılların başındaki anneye gerçekten çok iş düşecektir. Belki de; çeyrek asrı aşacak bu bekleyişin sonunda eline ne mülk, ne köşk, ne de rütbe geçecektir. Sahi başkası için, sadece bir ?misafir? için bir ömür sarfetmeye herkes talip olabilir mi? Yâda böyle bir fedakârlığa, ?anne?den başka kim talip olabilir, kim katlanabilir. Annenin bu hassas görevi titizlikle yerine getirmesi için; onu rahat bırakacak, huzuruna ve görevine ?engel? olmayacak, ona dışarıdan da olsa desteğini esirgemeyecek birine, ?bey?ine gerçekten ihtiyacı olacaktır. karşılığını, misafiri gönderen tayin edecektir. Anne; ?başkası? için, bir misafir için, kendine tayin edilmiş zevklerinden, eğlencelerinden ve bazen mutluluğundan Terslenmemesi, horlanmaması, onurunun kırılmaması, azarlanmaması; en çok ihtiyaç duyacağı davranışlardır. Gerisini kendisi halledecektir. Çünkü o biliyor ki bir misafire bir ömür vermenin vazgeçebilir ama bu özverileri ondan, ?başkaları? için de istemek ona telkinleri, ?derin? nasihatleri hatırladıkça titreyerek irkilmektedir: ?Kendin için değil kocan için yaşamalısın?, Yuvayı yapan dişi kuştur?, ?Çocuklarına, kocana kol kanat gereceksin?, ?Sakın ha kocanı bir gece de olsa ihmal etme; yoksa cennetin kokusunu bile duyamazsın Eşinin ailesine kusur etmeyesin?. Ya bunlar gerçek olursa? Nasıl dayanırım bunca yükün yapılacak zulümlerin en gaddarı olacaktır. Bekârlığında yeni evlendiğinde kendisine yapılan bu konudaki altında? diye düşünerek, birçok günleri kendine zehir edecektir. Evlendiği, gelin gittiği evde; ?kızım?, ?yavrum benim?, diyen bir kayınvalide ile karşılaşmışsa, dünyalar onun olmuştur. Kendini çok yormuşsun bugün, sofrayı birlikte kaldıralım, mutfakta sana yardım edeyim. Diyebilen bir de kocası çıkmışsa karşısına, değmeyin keyfine. işte; Yaratılış Pedagojisinin bu bölümü, özellikle 0-4 yaşına kadar neredeyse sadece kendisine emanet edilmiş; bedeni küçük, ihtiyaçları büyük olan ?Tanrı Misafiri? için annenin yükünü omuzlarından alacak ilkeleri, normları, ?hatırlatmak? için gündeme getirilmiş bir pedagojik anlayıştır. Anne-babaların, çekinmelerine endişelenmelerine ve korkmalarına hiç gerek olmadığını anladıklarında, yaşadıkları sevinci ve mutluluğu görmeye, seyretmeye değer buluyoruz?.SAYGILARIMLA

Anam Anam

 

Nasıl anlatayım anam ben seni

Çamurlara karıldığın günler var

Dokuz ay karnında taşırken beni

Orak çekip yorulduğun günler var

 

Ne gündüz ne gece bitmezdi işin

Tencere boş idi kaynamaz aşın

Denize dönmüştü akan gözyaşın

Yılanlara sarıldığın günler var

 

Ellerine tezek kokusu sindi

Kimisi sıçradı tepene bindi

Sırtına peş peşe yumruklar indi

Yerden yere vurulduğun günler var

 

Dünyadan habersiz biçare erin

Yavru hatırıydı yegâne kârın

Ahır sekisiydi yattığın yerin

Eşiklere serildiğin günler var

 

Ayağın altına türap olsaydım

Hizmetinde sararsaydım, solsaydım

Kul Refikim hayır duan alsaydım

Belki bana darıldığın günler var

 

Refik KUTLU/23.11.2014

(Kül. Bak. Halk. Şairi)