Saadet gençliğinden ‘Fikir Duvarı’

Saadet Partisi (SP) İl Gençlik Kolları Başkanlığı, Atatürk Kongre Müzesi Bahçesi’nde ‘Fikir Duvarı’ açtı. Etkinlik kapsamında  Sivaslıların ülkenin en önemli sorunlarına ilişkin düşünceleri alındı.

Saadet Partisi (SP) İl Gençlik Kolları Başkanlığı, Atatürk Kongre Müzesi Bahçesi’nde ‘Fikir Duvarı’ açtı. Etkinlik kapsamında  Sivaslıların ülkenin en önemli sorunlarına ilişkin düşünceleri alındı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan  Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı  Yahya Coşar; ülkemizin küresel salgın nedeniyle zor bir süreçten geçtiğini söyledi.

Ülkemizde 20 milyon kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığını belirten Coşar, “Milyonlarca vatandaşımız için; ne hayat evde kalınca devam edebilecek kadar kolay, ne de evler dışarı çıkmadan yaşama fırsatı sunacak kadar yeterlidir.  Yoksulluğun ülkemiz geneline sirayet ettiği gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda “evde kalmak” seçeneğinin son derece lüks bir tercih olduğunu müşahede edebiliriz.  Dolayısıyla dışarı çıkmak zorunda olan vatandaşlarımız sağlık durumları ile ilgili kaygılarla yaşarken, bütün riskleri göze alarak evinde kalan vatandaşlarımız ise sosyo-ekonomik durumlarıyla ilgili kaygılar yaşamaktadırlar.  Bugün, ekmeğini kazanabilmek için dışarı çıkmak zorunda olan esnafımızın ve gündelik işlerde çalışan işçilerimizin, gerekli gördükleri takdirde yaşamlarını evlerinde geçirmeyi seçme hakkı gasp edilmiştir.  Bu gerçekler göz ardı edilerek, sadece sosyal medya kampanyalarıyla salgınla mücadele etmek mümkün değildir” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 20 Ağustos 2020 tarihinde yapmış olduğu açıklamaya göre; 31 Temmuz 2020 tarihi itibarıyla merkezi yönetim brüt borç stoku 1.720,9 milyar TL olarak gerçekleştiğini kaydeden  Coşar, “Gerçekleşen borç stokunun 829,2 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsinden 891,7 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluşmaktadır.  Bakınız, doların yükselmesiyle sadece bir günde dış borcumuz 4 milyar dolar artış kaydetmiştir.  TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde işsizlik oranı yüzde 12,8’dir. Bu oranın içindeki 15-24 yaş grubundaki genç nüfusuna baktığımızda bu kesimin işsizlik oranı yüzde 24,9 olarak görülmektedir. Bu veriler Türkiye’de genç işsizlerin vahametini ortaya koyarken iktidar genç istihdamını öncelemek yerine maalesef özel sektörü bu konuda sorunun çözümü olarak yetkilendirmektedir.  Hal böyle iken işsizlik sorunu bir kenara, çalışanlar da çarpık gelir dağılımının kurbanı olmuş son 10 yılda gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice derinleşmiştir.  Nüfusun en zengin yüzde 10’unun geliri Avro bölgesi ortalaması seviyesindeyken en alt gelir dilimindeki 16 milyon insanımız açlık sınırlarında bir yaşam sürdürmeye çalışmaktadır.  Ücret gelirlerinin GSYH içindeki payı OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 62’ye, dünyada yüzde 52’ye yakın iken Türkiye’de aynı oran yüzde 36,5’lerdedir. Asgari ücretimizin düzeyi, çalışanlarımız için ve istihdam üzerindeki vergi ve prim yükleri sebebiyle işverenlerimiz için sorun teşkil eder durumdadır.  Çalışanların yüzde 83’ü 2-4 bin lira arasında ücret ile çalışmaktadır. Ortanca ücret ise 2 bin 500 TL, yani bir başka deyişle her iki çalışanımızdan biri 2 bin 500 TL ve altı ücretle yaşam mücadelesi vermektedir.  Bununla birlikte TÜİK ve SGK verilerine göre; Türkiye’de çiftçi sayısında son 12 yılda yüzde 48 azalma yaşanması ile birlikte 18 senenin sonunda tarım alanları yüzde 12,3 oranında azalmıştır” açıklamasında bulundu.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, ithalat sürekli artış gösterirken ihracatta da sürekli bir azalma görüldüğünü dillendiren Coşar, “Veriler göstermektedir ki ülkemiz giderek daha fazla dışa bağımlı bir ülke haline gelmektedir.  2020 yılı bütçesinde faiz için ayrılan para kaynağı, Tarım ve Orman Bakanlığının tamamı için ayrılan para kaynağının üç katından fazladır.  Ne yazık ki 18 yıllık sürecin sonunda, bankalar kâr rekorları kırarken, Anadolu’muzda üretim yapan çiftçimiz geçim sıkıntısıyla çareyi İstanbul ve diğer metropol illere göç etmekte bulmuştur.  Neticede Anadolu boşaltılmış ve insanlarımız metropollerde yevmiyeli işlerde çalışmaya, bankalara geleceklerini ipotek etmeye mecbur bırakılmıştır.  Kendi toprağında üretici olan Anadolu insanımız, büyük şehirlere taşınarak tüketici konumuna düşmüştür. Üretimin azalmasıyla piyasadaki ürün ihtiyacı ithalat ile karşılama yoluna gidilmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, temmuz ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 11,51, yurtiçi üretici fiyatları yüzde 6,81 artmıştır.  Bu oranlara bağlı olarak gıda enflasyonu yüzde 58, elektrik ve gaz enflasyonu ise sırasıyla yüzde 72 ve yüzde 63 olarak gerçekleşmiştir.  Vatandaşın doğrudan cebini etkileyen bu harcamalar, ekonominin seyrini açıkça ortaya koymaktadır.  Neticede;  yanlış politikalar sonucu halkımız yoksullaştırılmıştır.  Esnafımız kepenk kapatmak zorunda kalmakta, işveren işçisinin maaşını ödeyememekte, pazarcımız tezgâhını kuramamakta, veliler öğrencilerinin eğitim masraflarını karşılayamamaktadır.  Asgari ücret karşılığında çalışan vatandaşlarımızı ev kirası ve faturaları karşılayabilmesi imkânsızlaşmıştır. Holdinglerin 100 milyonları aşan vergi borçları tek kalemde silinirken dar gelirli vatandaşlarımız, alın teriyle kazandığı sınırlı maaşıyla yine de vergisini düzenli ödemeye çalışmaktadır.  Vergisini herhangi bir sebepten geciktiren vatandaşlarımızın anında elektrik, su ya da gazları kesilmektedir.  Bir yandan daha da zenginleşen bir kesim varken diğer yandan Türkiye’nin yüzde 70’ini oluşturan ve aylık geliri 2 bin 500 TL olan vatandaş bırakın lüks tüketimi, evine ekmek getiremeyecek bir seviyeye gelmiş vaziyettedir.  Türkiye’de mevcut kapasitenin kullanarak, kendi ekonomik değerleri üzerinden yükselen ve adil paylaşımı esas alan bir ekonomik düzen tesis edilmelidir.  Rakamların değiştirilerek sunulması, kâğıt üzerindeki oynamalar yarayı iyileştirmeyecek aksine sorunları daha da derinleştirecektir.  Bizler Saadet Partisi Gençlik Kolları Teşkilatı mensupları olarak biliyoruz ki; hedefe kitlenmiş ve iyi işler yapmayı en önemli vazife olarak görenler için her zaman imkân vardır.  Ülkemizin müreffeh bir ülke olabilmesi için üzerimize düşen vazifelerin farkında ve bu doğrultuda çalışmaya her zaman hazırız.  Durun kalabalıklar bu sokak çıkmaz sokak diyor ve adil ekonomik düzen idealimizi bir kez daha yenileyerek tüm bu sorunların çözümünün orada olduğunu bildiriyoruz” ifadelerini kullandı.