Mardin’de Kutsal Emanetler

​​​​​​​Mardin’de 7. Uluslararası Mardin Artuklu Bilimsel Araştırmalar Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Kongreye katılan Devlet Sanatçısı ve Sivas Gazeteci ve Yazarlar Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Fatmagül Saklavcı şehrin tarihi ya

Dillerin ve dinlerin şehri, dört bir yanı tarihi yapılarla çevrili olan Mardin, Mezopotamya’nın kadim şehirlerinden birisidir. Köklü geçmişi ve zengin kültürel değerleriyle adeta bir hazine olan şehrin adı Arapça kaynaklarda Mâridîn, Süryanice kaynaklarda Marde olarak geçmektedir. Günümüzde kullanılan adı, Arapça kaynaklarda geçen Mâridîn'den gelmiştir.

Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Artuklular ve Osmanlılar gibi birçok uygarlığa ve medeniyete ev sahipliği yapan Mardin’in tarihine bakıldığında çok zengin bir kültüre sahip olduğu görülmektedir. Çok sayıda dine ve dile mensup insanların asırlardır huzur içerisinde yaşadığı bu şehirde Türkçe, Arapça, Kürtçe ve Süryanice gibi dilleri ve bu dillerin lehçeleri ile beraber onlarca farklı dili de kullanan Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi halk huzur içerisinde yaşayabilmektedir.

 Dört sembol, dört din. Soldan sağa Yezidîlik, Musevilik, Hıristiyanlık, İslamiyet.

Şehri ve mekânları ziyaret eden insan kendisini bütün bu medeniyetlerin büyülü ve mistik atmosferi içerisinde bulmakta, adeta kadim halk ile aynı havayı teneffüs etmektedir. Dara Harabeleri, Mardin evleri, Mor Yakup Kilisesi, Deyrulzafaran Manastırı, Zinciriye Medresesi, İzozoel Kilisesi, Mor Gabriel Manastırı, Kasımiye Medresesi, Latifiye Camii, Kırklar Kilisesi, Mor Dimet Manastırı, Şehidiye Medresesi, Kayseriyye (Bezestan) insanı kendine içine çeken etkileyici mekânlarından bazılarıdır.

Mardin‘in görülmesi gereken tarihi yapılarının başında Anadolu’nun en eski camilerinden birisi olan ve Artuklu Döneminin izlerini taşıyan mimarisiyle dikkat çeken Ulu Camii gelmektedir. Cami Artuklu ilçesine bağlı Ofis Mahallesinde bulunmaktadır. 12. yüzyıla ait olduğu düşünülen caminin içinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e ait olduğu kabul edilen Sakal-ı Şerif’i sergilenmektedir. Sakal-ı Şerif 1066 yılında Artuklu Hükümdarı Kutbeddin İlgazi tarafından Mısır'dan getirilmiştir. Yaklaşık 900 yıldan beri Mardin'in ileri gelen aileleri tarafından özenle korunan ve uzunca bir süre sadece Kadir Gecelerinde vatandaşların ziyaretine açılan Sakal-ı Şerif daha sonra Mardin Valiliği ve belediye tarafından alınan kararla 24 saat boyunca ziyaret için Ulu Cami’de özel bir mekâna yerleştirilmiştir. Hz. Muhammed'in sakalı ya da yaygın adıyla Sakal-ı Şeriflerin Türkiye'nin ve dünyanın birçok yerinde bulunduğu bilinmektedir. Cam fanus içerisinde korunan bu kutsal emanetlerin bazıları özel dinî günlerde cemaate çıkarılmakta, bir sonraki sefere kadar sanduka içinde, salavat okunarak kırk bohçaya sarıldıktan sonra saklanmaktadır. Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesindeki Sakal-ı Şerif, Ebu Bekir, Ali ve birkaç sahabenin önünde Peygamber'in berberi Selman-ı Farisî tarafından kesildiği söylenmektedir.

Şehrin önemli Artuklu eserlerinin birisi olan Sitti Radviyye (Hatuniye) Medresesi’nde ise Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e ait olduğu kabul edilen Kadem-i Şerif bulunmaktadır. Kadem-i Şerif, Hz. Muhammed’den günümüze ulaşan mukaddes emanetlerden taş ve tuğla zemin üzerinde bulunan ayak izleridir. İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda, Eminönü'nde I. Abdülhamid Türbesi'nde, Eyüp Sultan Camii'nde, Laleli'de III. Mustafa ve III. Selim Türbesi’nde Peygamber Efendimizin ayak izleri muhafaza edilmektedir. Anadolu’nun ilk açık avlulu, revaklı, iki katlı, iki eyvanlı olan Sitti Radviyye (Hatuniye) Medresesi Mardin Gül Mahallesi’nde, şehri ikiye ayıran yolun alt tarafında yer almaktadır.  Necmeddin Alpi’nin hanımı ve Kutbeddin İlgazi’nin annesi Sıtti Radviye’nin “Hatuniye” adıyla anılan medrese 1177- 1185 yılları arasında yaptırılmıştır. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken Diyarbakır ve Mardin civarından geçerken Mardin halkı kendi gönlü ile şehrin anahtarını Padişah'ın komutanlarına teslim etmiş, Sultan Selim bu hareketi çok beğenmiş ve Mısır seferinden döndükten sonra Mukaddes Emanetlerin bir kısmını Mardin emirine bırakarak Mardinlileri ödüllendirdiği bilinmektedir. Kadem-i şeriflerin en önemlisi Kudüs’te Kubbet'üs-Sahra’daki kaya üzerinde olanıdır; bu izin miraçtan kaldığı söylenmektedir. Kaynaklarda Hz. Muhammed'in Kudüs, Mısır ve Taif olmak üzere çeşitli yerlerde de ayak izinin bulunduğu geçmektedir. Dünyada bilinen diğer Kadem-i Şeriflerin birisi Hindistan'da Firuz Şah Tuğluk'un oğlu Feth Han’ın türbesinde, Mısır'ın başşehri Kahire'de Kayıtbay Türbesi'nde, Ahmed Bedevî Türbesi’nde ve Cîze’nin Bernebîl köyündeki Yûnus Emre makamındadır.

7 bin yıllık tarihi geçmişi ve farklı kültürleri ile ülkemiz ve dünya turizminin gözdesi olan Mardin her mevsimde ziyaretçilerini beklemektedir.


Anahtar Kelimeler: Mardin’ Kutsal Emanetler